Biz bir yeniliğe ayak uyduramadan, yerini bir diğeri alıyor. Oysa insanın bir sınırı var. Kaplumbağadan hızlı yürür, tavşandan hızlı koşarız. Zihnimizin ve duygularımızın da sınırı var. Geleneklerin önünden gider, yeniliklerin ardında kalırız. Bu dengeyi zorlayan değişim, içimizdeki teraziyi kırıyor.
Her kent İstanbul'dur bize. Bir çocuk karanlığına kalmış ve dar sokaklarda yönünü şaşırmışsa orası İstanbul'dur. Eski sevgilisini bulmak için maceraya atılan gencin, siyah tilki kürkünün peşinde düşen avcının, fırtınada sürüklenen geminin, dünyayı bir elmas gibi avucuna almak isteyen prensin, boyun eğmemeye yeminli son isyancının, şarkıcılık hayaliyle evden kaçan kızın, para babalarının, hırsızların ve şairlerin vardığı kent İstanbul'dur. Her hikâye burayı anlatır.