Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin,her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor.Yalniz kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.Bunun sebebi herhalde;" Bu öyle olmayabilirdi" düşüncesi,yoksa insan mukader telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.
Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki,bunda aldanmış olmak ,bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı.Ona kızgın değildim ama bir kere kırılmıştım.Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı;çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
... ve birisi bana :Senin baban iyi bir adam mıydı?"diye sorsa verecek cevap bulamazdım.Çünkü iyiliği ve fenalığı hakkında bir fikir sahibi olacak kadar onu tanımıyordum.Aksamları kaşlarını çatarak eve giren ve ne bizi ne annemizi hitaba layık görmeyen,saçsız başlı, değirmi ve kır sakallı adamla,havuzlu kahvede göğsünü bağrını açıp gülüşerek ayran içtiğini ve küfür savurarak tavla oynadığını gördüğüm kimse bence birbirinden tamamen ayrıydı.
Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana âşık olmadığımı zannediyormuşum...Bunu şimdi anlıyorum.Demek ki insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar...Ama şimdi inanıyorum...Sen beni inandırdın...Seni seviyorum...Deli gibi değil,gayet aklı başında olarak seviyorum...