Bir kadın herhangi bir şekilde hoşuma gidince ilk yaptığım iş ondan kaçmak olurdu.Karşı karşıya geldiğim zaman her hareketimin,her bakışımın sırrımı meydana vuracağından korkar,tarif edilmesi imkânsız,adeta boğucu bir utanma ile dünyanın en zavallı bir insanı haline gelirdim.
İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense,körler gibi rasgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
İçlerinin esneyen boşluğu karşısında ancak başka başka insanları istihfaf ve tahkir etmek,onlara gülmek suretiyle kendilerini tatmin edebiliyorlar,şahsiyetlerinin farkına varıyorlardı.
Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendimize sorarız:Acaba bunlar neden yaşıyorlar ? Yaşamakta ne buluyorlar ? Hangi mantık hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?"Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışlarına bakarız;onların da birer kafaları,bunun içinde, isteseler de istemeseler de işlemeye mahkûm birer dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç âlemleri olacağını hiç aklımıza getirmeyiz.