‘bana nisandaki yerimi göster
senin nisanlarindaki yerimi
Mart çok erken
Mayıs çok geç
bir nisan günü sevmelisin beni
bana nisandaki yerimi göster
bir çocuğa denizi anlatır gibi
yağmura tünemiş bir kuşu okşar gibi
nisan senin en güzel halin
gör beni, gör beni, gör beni
ben seni ilk gördüğüm ana tutsağım hâlâ
o eski nisana’
Gidilmemiş bir yol
yüzümü son baktığım aynada unuttum
gölgemi, son girdiğim odada
ayaklarım gitmek istemiyor artık hiçbir yere
ne ahşaba uzanıyor ellerim ne yaşanmamış günlere
hayat, kayalıklarında parçalanıyor
henüz keşfedilmemiş bir kıtanın
ölüm henüz gidilmemiş
bir yoldan dönüyor