‘Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki. Gerçekten onları söylemenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki, tüm dünya, tüm yaşam içimde yer etmiş ve haykırarak benim onların sözcüsü olmamı istiyorlar. Ah, anlatamıyorum. Onun büyüklüğünü hissediyorum, ama konuştuğum zaman bir küçük bebek gibi anlamsız şeyler mırıldanıyorum, duygular ve heyecanlar yazılı ya da sözlü anlatıma dönüştürebilmek büyük bir iş, öyle ki onlar okuyan ya da dinleyenin içinde yeniden kendilerini aynı duygu ve heyecana dönüştürebilsinler.’
‘Güzelliğin önemi var, ama ben daha önce onun önemini hiç bilemedim. Ben güzelliği anlamsız bir şey olarak görüyordum. Ama şimdi biliyorum, daha doğrusu öğrenmeye başlıyorum.’