Kitap beni ilk etapta dilinden dolayı epey zorladı ve bırakmayı düşündüğüm anlar oldu Ancak sonuna geldiğimde asıl zorlanmamın metnin ağırlığından değil, yüzleşmekten kaynaklandığını fark ettim. Çünkü kitap yeni bilgiler sunmaktan çok bildiklerimi ne kadar yaşadığımı sorgulattı.
Hay'ın yalnızlığı aslında bir eksiklik değil bir arınma alanıyı. Dış etkenlerden, toplumdan, yönlendirilmiş düşüncelerden uzak bir insanın yalnızca gözlem ve akıl yoluyla hakikate yaklaşması ve Rabbini bulması. Ceylan ile olan bağı ise en insani tarafıydı. O ilişki sadece düşünen bir varlık değil hisseden bir varlık ölümün karşında yaşadığı sarsıntı ve onun düşünsel sıçramasını başlangıcı oldu. Ölüm üzerinden ruhu, ruh üzerinden varlığı sorgulaması, acının bile bilgiye dönüşmesi. Sonunda adadan ayrılıp insanlara akıl ile nasıl ulaştığını anlattığında çoğunun konfor alanından çıkmaması...
Bana şunu hissettirdi tarih boyunca Peygaberlerin ilahi olanı anlatması ve bir avuç insanın inanması hâlbuki günümüzde geldiğimiz nokta teknoloji ve imkanlar çoğalmış ama hala konfor alanımızdan bir adım atmayisimiz evet her birimiz dinimizi biliyoruz ama ne kadar idrak ediyoruz. İşte kitabın bana bunca bilgime karşı ne yapıyorum neredeyim yoksa kitabın dili ağır diye kaçıyor muyum sorusunu bıraktı...