Tırı götürmesi gereken yere götürdükten sonra adamın işi bitecekti. Geri kalan vakti bir şekilde kendisini ayırabilirdi. Çünkü yaptığı için sınırları çok netti. Ama bir akademisyen için asla böyle bir durum söz konusu olamazdı. Çünkü akademinin sınırları yoktu. Her zaman okuması gereken bir makale, tasarlanması gereken bir proje ya da hazırlanması gereken bir ders olacaktı. O nedenle iş yerinde biten işlerin her zaman en mükemmel işler olduğunu düşünürdü.
İşte ekosistem dediğimiz şey de tam da bu. Hayatın kendisi. Avcı olan her şey aynı zamanda potansiyel de bir avdır aslında. Tüm canlıların birbirine bağlı olduğu dairesel bir ip var sanki. İnsanın en büyük yanılgısı da bu Galen. Kendisini merkezde sanması. Öyle bir merkez ki bu, tüm canlılar ve evren sanki insan denen bu memelinin etrafında dönüyormuş gibi.