Eser Halide Edip'in Yakup Kadri'ye yazdığı mektup ile başlıyor. "Ateşten Gömlek" isminin aslında Yakup Kadri'ye ait olduğu ancak daha iyi bir isim olmayacağını düşünerek bu ismi kendi kitabına da vermiş.
Halide Edip Milli Mücadele denince akla gelen isimlerin başında geliyor. Kadınların geri planda tutulduğu söz hakkı olmadığı dönemde hem cephede hem de cephe gerisinde görev almıştır. İzmir'in işgalini protesto ettiği konuşması ile konuşmacı, cephede onbaşı, tercüman hastanelerde hemşire olarak görev almıştır. Bunların yanında yapılan zülmü tüm dünyaya duyuran gazeteci ve tüm bunları gelecek kuşaklara aktaran yazar olarak çıkıyor karşımıza.
Ateşten gömlek eserinin kahramanı Ayşe Hanım İzmir'de yaşayan evli bir anneyken İzmir'in işgali sonucu eşi ve çocuğunu kaybetmiştir. Yalnız kalan Ayşe İstanbul'daki akrabası olan Peyami'nin yanına gelmesi ile başlıyor hikayemiz. Peyami'nin, Ayşe'nin ağabeyi ile arkadaşlık etmesi ile başlar ateşten gömlek hikayesi. Peyami sıradan bir hariciye memuruyken nasıl vatanı kurtarmak için her türlü hizmete girdiğini okuyoruz.
Farklı bir anlatım tekniği ile yazılmış. Tüm yaşananlar sonrasında Peyami'nin hatıra defterinden okuyoruz Kurtuluş Mücadelesini. Peyami tüm olayların içinde olsa da dahil değilmiş şahitmiş gibi anlatıyor bize. Peyami hastane odasında ameliyat olacağı anı beklerken okuyoruz geçmişi. Peyami savaş alanında iki bacağını kaybetmişken götürüyor bizi geçmişe. Arkadaşlarını, ailesini, aşkını savaşta kaybeden Peyami kafasındaki mermi alınırken hafızasını hafızasını da kaybetmekten korkar. Beklediğimiz son ise beklenmediktir. Ameliyatla sayıklayan Peyami'nin sayıkladığı isimler doktorlar tarafından araştırılır ancak bu isimlere dair en ufak bir bilgi bulamazlar. Beni en çok etkileyen kısım burası oldu. Ayşe, Cemal ve İhsan