Tahmini Okuma Süresi:
1 sa. 28 dk.
Sayfa Sayısı:
52
Basım Tarihi:
20 Kasım 2017
İlk Yayın Tarihi:
1865
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Orijinal Adı:
Rusça: Крокодил. Необыкновенное событие, или пассаж в Пассаже
Orijinal Dil:
Rusça
Orijinal Ülke:
Rusya
ISBN:
9786052073223
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

bir realistin kara mizahı
10/10
·52 syf.··
2019 29. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2019 00:09
Haddim olmadığını düşündüğüm için kitap incelemekten çekiniyorum fakat bu hikaye hakkında yapılan incelemelerde pek bir detay göremediğim için elimden geldiğince bir şeyler yazacağım. Kısa bir tanıtım olarak, Gogol-Burun öyküsü ile aynı frekansta, bir gömlek aşağı vuruculukta fakat yine de yazılmış en iyi öykülerden birisi timsah. Uzunluğuna göre oldukça fazla iğnelemeyi ve Dostoyevski söz konusu olduğu için karakter analizi barındırır. (hikayenin etkisinin hafifliği kara mizahın baskınlığı ve -daha sonra Dostoyevski inkar edecek olsa da- metaforların fazla açık seçik olmasıdır) ---Aşağıda pek çok spoiler bulunacaktır, fakat bunların öyküden alınacak lezzete olumsuz etkisi olacağını düşünmüyorum.--- Aslında olaylar, haklı bir nedenle eleştiriye uğrayan bir kadının verdiği abartılı tepki nedeniyle gelişir, oldukça kısa sürede, göz açıp kapayıncaya kadar... İvan timsah tarafından yutulur ve ardından mal sahibi Alman'ın bir insan hayatını hiç umursamayarak sermayesinden olma ihtimali nedeniyle hezeyan ederek ortalığı yıkması nasıl bir hikaye okuyacağımızın sinyallerini verir. İvan'ın eşi Elena olaya çok üzülse bile ağlamanın onu daha güzel gösterdiğini bildiğinden bir yandan da mutlu ve rahattır. Zaten ahmak ve gösterişçidir. (Elena olayın olduğu akşam baloya eğlenmeye gider, hatta boşanma davası kararı bile alır) İvan'ın dostu ve kitabın anlatıcısı Aleksi'nin ilk tepkisi arkadaşının yerinde kendisi olmadığı için sükretmektir. İvan'ın ilk tepkisi ise amirleri tarafından küçük görüleceğini düşünüp buna üzülmektir. Pek çok psikologtan çok daha hızlı ve keskin karakter analizi yapan ve sunan Dostoyevski bu öyküde de tüm karakterleri bir kaç cümle ile ifade edebilmiştir. Elena'nın eşini kurtarmak için timsahın karnını yarma teklifi timsahı cezalandırma olarak
Edebiyat
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,129 okunma
7/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 19:32
İnsanlık ne ara bu kadar tuhaflaştı? Yazar timsahı ve içindeki adamı kullanarak; paraya tapanları, saçma sapan kuralları ve insanların ne kadar bencil olduğunu yüzümüze vuruyor.
1000Kitap
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,129 okunma
Puan vermedi·52 syf.··
2024 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2024 13:31
"Timsah" absürd öğeler taşıyan bir öykü.. Eşiyle timsah gösterisini izlemeye giden İvan Matyeviç beklenmedik bir şekilde hayvana yem oluverir; ancak belki de bir timsahın içinde yaşamak sanıldığı kadar kötü değildir!.. Yahya Kemal, "her yerde ve her zaman devlet uysal ve uslu bedenler ister" dediğinde kastettiği bu muydu acaba? çünkü Dostoyevski, bu öyküsünde; halkın batı hayranlığını, makam hırsını ve şöhret tutkusunu, özgün bir anlatımla kaleme alıyor. Devleti, bürokrasiyi, basını, yabancı sermaye sevdasını ve kapitalist düzeni; Ivan Matveitch'ı yutan timsah üzerinden baskın bir kara mizah ile eleştiriyor. Söz konusu düzeni, timsah ile sembolize eden yazar; devletin içini tamamen boş bir çuvala benzetiyor. İnsanları yutmak için boşaltılan bir çuvala... Benim için değişik bir tarz oldu... Göndermeler müthişti.. Sonuç olarak... Okuyalım, okutalım, bolca düşünelim... Çünkü; "insanın kafası ne kadar boşsa, bu boşluğu doldurmak için o kadar az istek duyar."
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,129 okunma
Saçma sapan
6/10
·52 syf.··
2025 100. kitabı
Biri dese ki Dostoyevski böyle bir hikaye yazmış, inanmazdım. Böyle kitaplara acaba ne kullandı yazarken derim:) Edebi olarak belki bir kıymeti vardır ancak hikaye saçma. Ben sevmedim.
1000Kitap
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,129 okunma
10/10
·52 syf.··
2025 87. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2025 13:59
Okurken bir an “Bu gerçekten Dostoyevski mi?” dedim kendi kendime. Çünkü dili, anlatımı, absürtlüğü çok daha farklı. Hatta yer yer Gogol’ün öykülerini anımsattı bana; özellikle o alaycı, ince ince dokunan hiciv havası. Kitapta mizah ile hicvi öyle ustaca iç içe geçirmiş ki, metnin absürtlüğü bir noktadan sonra ürkütücü bir gerçeklikle yüzleştiriyor çünkü sistemlerin insanı nasıl araçsallaştırdığını, bürokrasinin ve çıkar ilişkilerinin insan hayatının önüne nasıl geçtiğini, bireyin kendi trajedisini nasıl şova dönüştürdüğünü anlatıyor. Metin her ne kadar fantastik ve alaycı bir atmosferle ilerlese de, alt metni son derece sert. Timsahın içindeki adam ölmüyor, ama hikâyenin gerçek “ölümü” burada başlıyor: İnsan ilişkileri, aile bağları, dostluk, devlet ve kamu yararı gibi kavramların içinin ne kadar boş olduğunu birer birer görmeye başlıyoruz. Öykü ilerledikçe anlıyoruz ki, bir bireyin hayatı değil mesele. Mesele, timsahın ekonomik değeri, izleyici çekecek bir cazibe merkezi olarak korunması ve statükonun sürdürülmesi. Kapitalizmin canavarına dönüşmüş bir timsahın midesinde, bireyin haykırışı yalnızca fon oluşturuyor. Hatta öyle ki birey, kendi sıkışmışlığını bile sistemin içinde anlamlandırmak zorunda hissediyor, krizi fırsata çevirmeye çalışıyor. Kısa ama etkileyici bu metin, Dostoyevski’nin toplumsal eleştiride ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor aslında, kısacık bir hikayeyele bir toplumun, bir sistemin ve bir ekonomik düzenin insanı nasıl yuttuğunun ironik bir anlatısını okuyoruz. 10/10
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,129 okunma
Puan vermedi·52 syf.··
2022 150. kitabı
Matveitch, eşi ve aile dostu ile birlikte görmeye gittiği timsah tarafından yutulur. Ancak Matveitch sağdır, timsahın içinde rahatı yerindedir ve her zamanki gibi "ukala" tavırları devam etmektedir Artık siyaset , bürokrasi,kişisel menfaatler , şöhret hırsı gibi genel dünyevi haller araya girdikçe çözülemeyen ibretlik bir hikaye okuruz.
1000Kitap
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,129 okunma
10/10
·52 syf.·
2021 168. kitabı
Spoilerlı inceleme. Anlatmak istediklerimi spoilersız anlatamayacağımı düşündüğüm için bu şekilde anlatmak zorundayım. Fyodor Dostoyevski 1865 yılında yazdığı kısa öyküdür. İlk defa Epoch dergisinde yayımlanmıştır. Hikayenin ana karakteri Ivan Matveich'tir. Ivan Matveich, karısı Elena Ivanovna ve anlatıcı bir timsahı görmeye giderler. Hikayenin geneli Ivan Matveich'in başına gelenlerle ilgilidir. Matveich timsahla oynarken timsah tarafından canlı olarak yutulur. Matveich ise kişiden timsahı satın alıp karnını kesmesini ister fakat hayvanın sahibi olan Alman girişimci tüm çabalara rağmen bunu kabul etmez. Hikayenin sonunda Elena Ivanova boşanma davası açar, Ivan Matveich ise timsahın karnında memur olarak çalışmaya devam eder. Dostoyevski bu eserde normalden çok farklı bir sistem kullanmış ve hiçbir eserine benzemiyor, hikaye de ne kadar gerçek bir timsah ile ilgili bir olay olsa da timsahın insanlardaki hayata yansımasını açık şekilde anlatmış. Eserde insanlığın doymak bilmeyen açgözlülüğü, toplumun gizlenen gerçek sistemini, insanlığın iki yüzlülüğü ve timsah gözyaşlarını eserde mizah ile karıştırarak derin manalarla, gizli ve açık şekilde anlatmış. Bir çok okuyuşta çok farklı anlamlar çıkarabilir. Baya doyurucu bir eser olduğunu düşünüyorum, kesinlikle tavsiye ediyorum, okuyun okutturun.
1000Kitap
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,129 okunma
Puan vermedi·52 syf.··
2021 25. kitabı
Sesli kitap serimin üçüncü kitabı. Yine YouTube üzerinden, Akın Altan'ın seslendirmesi ile dinledim. Sonu pek bitmiş gibi gelmedi bana ama yine de güzeldi. Serviste, metroda, yolculukta birebir dinlemeye...
1000Kitap
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,129 okunma
8/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2020 67. kitabı
Kısa Kitap Derin İnceleme Kitap boyunca biraz da olsa mürekkep yaladığı izlenimini bize veren ana karakterimiz Ivan, yurt dışına seyahate çıkacakken, Petersburg'a bir Alman çiftin timsah getirdiğini öğrenir. Bize olayı anlatacak olan dostu Semyon Semyoniç (her ne kadar Ivan ile dostluğunun 9/10'nun düşmanlıktan oluştuğunu söylese de) ve eşi Elena ile bu timsahı görmeye giderler. Timsahın sergilendiği çadırın girişindeki kıt Rusçası ile konuşan Alman, bir miktar para ister. Nihayetinde içeri girerler ve asıl olay da bu çadırın içinde başlar. Dikkatler bir anlığına dağılıp çadırın içindeki başka hayvanlara yöneldiğinde, ketum, antik Mısır'dan kalma gibi duran timsahı canlandırmak için el kol hareketi yapan Ivan'ı timsah yutar. Kimse akıl sır erdiremez bu olaya. İşin daha da ilginç tarafı, çiğneyerek değil, direkt yutar Ivan'ı. Absürtlük o olacak ki timsah canlı da olsa içi "boştur" ve Ivan da çiğnenmediği için timsahın içinde yaşamaya başlar. Gerçek dünyadan kopuş da tam olarak burada başlar. Şimdi, kitap boyunca kapitalizmin eleştirisine şahit oluyoruz. Nasıl mı? Ivan'ı kurtarmak için durumu bir memur arkadaşına bildiren Semyon, şuna benzer cümleler işitir: "Ivan'ın bir süre daha orada kalması daha iyi olur. İnsanlar böyle bir timsahı görmek için daha çok para ödemek isterler. Sadece yerli halk değil, ülke dışından insanlar da gelir bunu garip yaratığı görmek için. Ülkeye döviz girdisi sağlarız böylece. Ayrıca timsah, o Alman'ın şahsi mülkü. O yüzden karşılığını ödemeden timsahın karnını da yaramazsınız. Ekonomik prensipler bunu gerektirir." Hikayede dikkatimi çeken şeylerden biri de şu: Bedenin emeğini sömürmek isteyen kapitalist düzene karşı İvan'ın durumu bir başkaldırı aslında. Çünkü Ivan'ın içinde bulunduğu bu pozisyonda ondan herhangi bir beden gücü temin
Felsefe
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,129 okunma
Puan vermedi·52 syf.··
2021 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 21:52
Dostoyevski bu eserinde; Sovyet döneminde halkın Batı hayranlığı, makam sevdası ve ahlaki sınırlarını kara mizah ile anlatıyor. Bir adamın timsah tarafından yutulması sonucu insani değil de ekonomik açıdan yapılan kritikler, alınan kararlar ve gazetelerde yazılan yazılar dönemin toplumsal durumunun psikotik denebilecek derecede yoldan çıkmış ve bürokrasi ile kafayı bozmuş olduğunu gösteriyor. Keyifli bir okuma oldu benim için, kısa ve özdü, Dostoyevski ne yazsa severdim galiba, kendimi en yakın hissettiğim yazar olabilir kendisi.
Edebiyat
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,129 okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.