Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 30 dk.
Sayfa Sayısı:
88
Basım Tarihi:
Şubat 2024
İlk Yayın Tarihi:
1865
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Adı:
Rusça: Крокодил. Необыкновенное событие, или пассаж в Пассаже
Orijinal Dil:
Rusça
Orijinal Ülke:
Rusya
ISBN:
9789750759321
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

DOSTOYEVSKİ & TİMSAH
Puan vermedi·88 syf.··
2023 22. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2023 19:35
Selam arkadaşlar Okuduğum en ilginç Dostoyevski eseri ile geldim. Timsah. Neden ilginç diyorum hemen anlatayım. Kitap kısa bir öyküden oluşuyor. Kitapta yer alan kahramanlar Timsah gösterisi seyretmeye giderler ve İvan Matveiç, timsah tarafından yutulur. Dostoyevski'nin tarzını okuyanlar biliyordur, bu eserinde gerçeklikten son derece uzak bir kurgu vardı. Beni şaşırtan şey bunda da başarılı olması. Çoğu yazarın, alıştığımız bir tarzı vardır. Dostoyevski de bu eserini okuyana kadar bu yazarlardandı benim için. Ancak anlıyorum ki ne yazarsa yazsın yine özgün olabilmiş. İvan Matveiç'i timsah yutunca ne oluyor ölüyor ve hikaye burada bitiyor mu? Hayır timsahın karnında yasamaya devam ediyor :) Kara mizah diye buna derim, İvan şartlara ayak uyduruyor ve hatta dışarıdaki arkadası ve karısıyla da sohbet ediyor :) Dostoyevski, timsahın karnındaki İvan ile dışarıdaki dostunun konuşmaları üzerinden hem toplumsal hem siyasi açıdan birçok şeyi eleştirmiş. Mizah adı altında inceden inceden dokundurmalar yapmış. Timsah içi boş bir devleti simgeliyor, İvan ise yan gelip yatarak maaş alınması gerektiğini savunan memur konumunda. E hal böyle olunca herkes timsahın karnında yaşamaya yani devlete kapak atmaya çalışmaz mı? Tabi Dostoyevski böyle bir hikayenin içine o çok usta olduğu konuyu; karakter analizlerini serpiştirmeden durur mu? Durmaz onu da çok güzel eklemiş. Kısa ama çok yönlü bir eser Timsah. Okuduğum en ilginç eserlerden biriydi cidden. Hem eğlenerek okudum hem de ben ne okuyorum diye söylendim ara ara Bilemedim sizler sever misiniz benim içim orta şekerli bir eserdi, okuyan varsa mutlaka yorumlara bekliyorum kitapla kalın sevgiler #dostoyevski #keşfetteyiz #kitapönerisi #kitapkurdu #timsah #klasikkitaplar #klasikeser #dünyaklasikleri
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,130 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2025 24. kitabı
Dostoyevski’nin eserlerinde insan ruhunun derinlikleri, çoğu zaman beklenmedik biçimlerde açığa çıkar. Timsah ve Gülünç Adamın Düşü ilk bakışta birbirinden uzak iki anlatı gibi görünse de, aslında aynı temel kaygının farklı yüzlerini temsil eder. Timsah, absürt bir olay örgüsü aracılığıyla toplumsal kayıtsızlığı hicvederken; Gülünç Adamın Düşü, metafizik bir rüya üzerinden insanın umuda ve sevgiye yönelişini resmeder. Böylece okur, hem gülünç olanla hem de yüce olanla yüzleşmeye davet edilir. Dostoyevski, bu iki uç arasında insana dair temel soruyu ortaya koyar: Biz hangi yöne eğileceğiz? Timsah’ı okurken, kahramanın timsahın içinde sıkışıp kalmasına rağmen çevresindekilerin yalnızca kendi çıkarlarını gözetmesi, okuru rahatsız edici bir ayna ile baş başa bırakır. Bu tavır, günümüz toplumlarında başkalarının acısına gösterilen yüzeysel ilgiyi hatırlatır: trajedi, çoğu zaman yalnızca konuşulacak bir malzeme hâline gelir. Buna karşılık Gülünç Adamın Düşü umutla örülmüş bir yöneliş sunar. Kahramanın intihar düşüncesinden sevgiye ve yeniden doğuşa yönelmesi, insanın en karanlık noktada dahi ışığı bulabileceğinin kanıtıdır. Asıl çarpıcı olan, kesin bir cevabın verilmesi değil, bir yönelişin seçilmesidir: çıkış yolu olarak sevgiyi tercih etmek. Bu, her koşulda yeniden başlayabilme ihtimalimizin var olduğunu hatırlatır. Her iki öykü, biçimsel olarak farklı olsa da aynı tematik eksende birleşir. Timsah, toplumsal bir taşlama niteliğindedir. Absürt bir olay –bir adamın timsah tarafından yutulması– etrafında gelişen tepkiler, insanların ilgisizliğini ve bencilliğini açığa çıkarır. Öykünün dikkati, olayın kendisine değil, çevresindekilerin konuşmalarına yöneltmesi, bireyin değerinin çoğu zaman toplumsal hesapların gerisinde kaldığını gösterir. Gülünç Adamın Düşü ise felsefi bir
Duygu ve Düşünce
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,130 okunma
Absürt ve Derin Bir Toplumsal Eleştiri 'Timsah'
Puan vermedi·88 syf.··
2025 19. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2025 00:31
Dostoyevski denince akla genellikle derin psikolojik analizler ve ağır dramlar gelir, ancak Timsah yazarın daha farklı bir yönünü gösteriyor. Bu kısa ama çarpıcı eser, ironik ve absürt olay örgüsüyle dönemin Rus toplumuna ve insan doğasına yönelik keskin bir eleştiri sunuyor. Eserin konusu başlı başına ilginç: Başarısız bir bürokrat olan İvan Matveyiç, bir hayvanat bahçesindeki timsah tarafından yutuluyor ama içeride yaşamaya devam ediyor. Daha da ilginci, dışarıdaki insanların bu duruma tepkisi son derece garip. Kimse onu kurtarmak için çaba sarf etmiyor, hatta kendisi bile bir süre sonra bu yeni durumuna alışıyor ve timsahın içinde kalarak “fikir adamı” olmayı planlıyor. Dostoyevski burada bürokrasiyi, insanın garip uyum sağlama yetisini ve toplumsal duyarsızlığı ustalıkla hicvediyor. Kahramanın içine düştüğü absürt durum aslında çok tanıdık, İnsanlar bazen o kadar sistemin parçası haline geliyor ki en saçma şeyleri bile sorgulamadan kabul edebiliyorlar. Bürokratlar koltuklarından vazgeçmek istemiyor, insanlar başkalarının acılarına kayıtsız kalıyor ve ekonomik çıkarlar her şeyin önüne geçiyor. Kitapta en çok hoşuma giden şey, Dostoyevski’nin mizahi dili ve ironisi oldu. Normalde onun eserlerinde alışık olduğumuz yoğun dram burada yok, ancak toplumsal eleştirileri o kadar zekice işlenmiş ki okurken sık sık düşündüm: “Acaba biz de farkında olmadan bir ‘timsahın içinde’ yaşamaya alışmış olabilir miyiz?” Sonuç: Dostoyevski, bu kısa romanda insanın uyum sağlama eğilimini, sistemin bireyi nasıl etkisiz hale getirdiğini ve toplumsal çarpıklıkları ustalıkla işlemiş.Özellikle modern dünyada da geçerliliğini koruyan temalarıyla, okunmaya değer bir eser .
1000Kitap
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,130 okunma
8/10
·88 syf.··
2026 12. kitabı
Timsah, tuhaf bir olayla başlıyor: Bir adam, sergideki bir timsah tarafından yutuluyor. Garip olan şu ki adam ölmez, sesini de kaybetmez. İçeriden konuşmaya devam eder. Asıl tuhaflık da burada başlar zaten. Kurtarmak yerine tartışırlar. Yetkililer devreye girer, fakat mesele bir insanın hayatı olmaktan çıkar, prosedüre dönüşür. Adam içerideyken, dışarıda sistem gayet düzgün çalışır. Herkes hesap kitap peşindedir. Kimisi maddi zararını düşünür, kimisi itibarını, kimisi konumunu. Adama yardım ediliyormuş gibi yapılması bir trajiydi. Ortada gerçek bir kurtarma telaşı yoktur. Toplumun bu durumu bu kadar çabuk kabullenmesine hem şaşırdım, hem de çok kızdım. Hikâye ilerledikçe timsah iyice geri planda kalır. Anlatı, etraftaki insanların tavırlarına, konuşmalarına ve durumu ele alış biçimlerine odaklanır. Kitap tam burada rahatsız edici bir yere evrilir. Çünkü mesele artık kurtarılmak değil, kalmayı kabullenişidir. Metin kısa, dili net. Dostoyevski, absürtlüğü kullanarak sistemi, itaat kültürünü ve insanın nasıl kolayca bir duruma, bir olaya, hatta bir nesneye indirgenebildiğini gösterir. Kitabın teması; sistemin insanı nasıl öğüttüğü, bireyin sorumluluklardan kaçma isteği ve toplumun bu durumu sessizce kabullenişidir. Önemli olan düzenin bozulmamasıdır. İnsan, canlıyken bile görmezden gelinebilir. Ben okurken şunu düşündüm: Bazen insanın kaybolması için ortadan yok olması gerekmez. Görülmemesi yeterdi .Keyifle okudum...
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,130 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
Beğendi
·
2022 162. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2022 00:00
Timsah, Dostoyevski’nin en sevdiğim öyküsü. Bu ay #cankısaklasikler dizisinde yayımlandı. Ben de tekrar okudum. Kitapta iki öykü yer alıyor; *Timsah *Gülünç Bir Adamın Düşü (Dostoyevski’nin son öyküsü.) #timsah’ın ilk sayfasında konu yazıyor, o nedenle spoiler değil. Bir adamın bir timsah tarafından tutulmasını ve sonuçlarını anlatan fantastik bir öykü. Devlet, bürokrasi, batılılaşma eleştirisi kısaca. #gülünçbiradamındüşü Yeraltından Notlar’ın ünlü giriş cümlesi “Ben hasta bir adamım.” benzeri bir cümle ile başlıyor. “Ben gülünç bir adamım.” Dostoyevski’nin büyük eserlerindeki karakteristik özellikleri bir arada taşıyan bir öyküymüş. Başlarda en çok düşündüğüm eserleri Yeraltından Notlar ve Ezilenler. Yeraltı adamının aksine, bir yeryüzü adamı var. Bir rüya görüyor ve öykünün çoğunluğu bu rüyanın anlatımı. Ütopya gibi başlayan rüya insanlık tarihine bir eleştiri. Oldukça da iyimser ve Dostoyevski’nin iyimser mesajlar veren tek eseriymiş. Dostoyevski’nin yeryüzü adamı versiyonunu ile tanışmalısınız:) Gülünç Bir Adamın Düşü Yeraltından Notlar
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,130 okunma
7/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2023 36. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2023 13:31
Merhaba 1K okurları! Kitap okuma etkinliğimizin sıradaki kitabı Timsah'ın incelemesine geçmeden önce okumama vesile olduğu, bana eşlik ettiği, kitabı bana temin ettiği için değerli kitapdaşım @Yazarlarkulubu 'ye teşekkür ederim. Hayvanat bahçelerine bir çoğumuz gitmişizdir. Şöyle bir yazı okuruz tabelada; "Yaklaşmak ve yemlemek yasaktır." Yani en azından benim gittiğim yerde okuduğum yazı böyle. Tehlikenin farkına vardığımız halde neden o tehlikeye yaklaşırız ki? Merak, kibir, açgözlülük, doyumsuzluk, tatmin yoksunluğu. Acımasız oluyorum değil mi? Peki bir timsahın karnında olmak acı son değil mi? Yaşanmış gerçek hikayeden yola çıkarak mizah karşık hiciv yazmış yazarımız. Kitabın bende bıraktığı etkiye gelirsek, rahatına düşkün memurların, kendi çıkarından başka derdi olmayan dostların, akrabaların eleştirisini okudum. Bir de gerçek dost vardı. Bizi bizden daha çok düşnen dost. Peki gerçekten de var mı öyle dostlar? Burada da ince bir ayrıntıya dokunmuş yazar. Mesela arkadaşını kurtarma çabalarında olsa da, eşinin güzelliğine hayran kalan, arkadaşının timsahın karnında bile söylediklerinden eski hesaplarını hatırlayıp sinir krizlerine giren dost. Ha, sinir krizi dediysem, kıskançlık krizi de olabilir gibisinden. Dikkatimi çeken başka bir konu da, insan hayatıyla başka bir canlının hayatı arasındaki seçim meselesi. İki can var ortada. Hangisi daha değerli? Absürt gibi gelebilir ama, bazen düşünüyorum da, boşuna dememişler, "en vahşi hayvan insandır." Gerçi tartışılır konu da, ben hikayenin yörengesinden çıkmadan toparlamaya çalışayım. Timsah, sahibi için ne kadar değerliyse, yuttuğu da bir insan hayatı. Ama günümüz koşullarında insan hayatı ne kadar değerli bu da tartışılır konulardan. İkinci hikayeye gelirsek... İşte orası tam bir karmaşa. İlerleyemedim bir
Hikaye
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,130 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2023 95. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2023 00:01
Fyodor Dostoyevski 'nin şimdiye kadar yazıklarından çok farklı bir üslupta bir eser. Alışıldık, karamsar Dostoyevski yerine mizahi bir dile sahip biri karşımıza çıkıyor. Kendisine bu kitap sayesinde bir kez daha saygı duydum. Bu kadar farklı bir üsluba bürünüp farklı eserlere imza atması beni bir kez daha şaşırttı. Memur olan İvan Matyeviç, ailesi ile birlikte şehre gelen timsahı görmeye gider. Gösteri anında olanlar olur ve İvan Matyeviç kendisini timsahın midesinde bulur Timsahın midesinden dışardakilerle iletişimde kalmaya devam eder. Bir süre sonra da ünlü olduğunu düşündüğü için bu durumdan memnun olmaya başlar. O dönem Rus toplumunun yabancılaşma, gerçeklikten kopuşu, kara mizah ile çok güzel eleştirilmiş. Kitap herkese tavsiyemdir. Farkı bir Dostoyevski ile tanışacaksınız..
Edebiyat
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,130 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Rus ve dünya edebiyatına sayısız eserler kazandıran Dostoyevski'nin Timsah adlı öykü kitabını okudum. Kitap iki ayrı öyküden oluşuyor. İlki Timsah... Gerçek dışı öğeler taşıyor bu öykü. Eşiyle timsah gösterisi izlemeye giden ivan Matyeviç, beklenmedik biçimde hayvan tarafından bütünlüklü olarak yutuluyor. Ancak adam timsahın karnında ölmüyor; hatta bulunduğu ortamın kendisine getirilerinin planını yapıyor; bir süre işe gidemeyeceğinden izinli görülebileceğini, timsahın karnında olduğu için araştırma görevinde sayılıp maaş almaya devam edebileceğini, buradaki deneyimini bilimsel bir çalışmaya dönüştürmeyi ve ünlü biri olarak yaşamını sürdürmeyi düşünüyor… Sanki bulunduğu ortamda mutlu… Matyeviç'in eşi güzel, alımlı bir kadın. O da kendi derdine düşüyor; eşi ölü mü sayılacak, kendisi nasıl geçinecek, evlilikleri kolaylıkla noktalanmış olacak mı? İnsanların, yaşam koşullarının farklılaştığı noktada çözüm arayışlarının, olaylar karmaşık da olsa çoklu düşünce eğilimine yönelişerinin güzel bir örneği Timsah. Öykünün yarım kalmış izlenimi verdiğini de söylemek gerekiyor; ama zaten fazlasıyla düşsel olduğundan bunu da pek önemsemedim açıkçası… İkinci öykü Gülünç Bir Adamın Düşü'nün ise yazarın ölmeden önceki son çalışması olduğu söyleniyor. Ölmek isteyen genç bir adamın, gördüğü rüya sonrasında yeniden yaşama tutunmasını anlatıyor. Yazın hayatı boyunca sıkıntılı, kasvetli, karanlık olayları resmeden Dostoyevski’nin, iyimser bir nokta koymak istediği anlaşılıyor. Kitap ilginçti; Dostoyevski, farklı bir tarzla tanıştırmış okurunu. Ama kurguladığı sıra dışı öykülerde hayata karşı eleştirel tarzını yine de elden bırakmamış. Keyif aldım; tavsiye ederim… Kitaplar ölümsüzdür, kitaplar iyi ki var…  
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,130 okunma
Timsah Kitabı İncelemesi
7/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2025 18:34
Merhaba! Bugün bahsedeceğim kitap Dostoyevski'nin diğer kitaplarından farklı bir üslup mevcut. Yazar bu sefer de kara mizah türünde çok iyi bir eser ortaya bırakmış. Kitabın içinde iki tane öykü bulunuyor, bunlar: kitabın asıl adı olan "Timsah" Ve "Gülünç Bir Adamın Düşü" Bu kitap yazarın yazmadan önce yazdığı son öyküdür Timsah öyküsünde insanların batı hayranlığını ve makam hırsını anlatmaktadır. Genel mesaj budur. Ayrıca Timsah, yazarın mizah anlayışını en çok hissettirdiği öyküsü. Timsahın konusundam bahsedeyim biraz. Eşiyle timsah gösterisini izlemeye giden İvan Matyeviç beklenmedik bir şekilde hayvana yem oluverir; ancak belki de bir timsahın içinde yaşamak sanıldığı kadar kötü değildir… Dosteyovski bu öyküsünde yine ustalığını konuşturmuş adeta, mizahi yolla anlattığı bu öykü de her zaman yaptiğı gibi insan analizlerini yapmaktan da geri kalmamış. Okurken hiç sıkılmadan okudum hatta eğlenerek okudum diyebilirim. Absürd ögeler taşıyan bir öyküydü. Bana birazcık Dönüşüm romanını anımsattı ama sadece timsahın ana karakteri yutma kısmı. Kısa bir öykü olduğu için anlatacak çok şey de yok aslında. Tek olumsuz eleştirim bu öykünüm sonunda kurgu yarım kalmış gibi geldi ve biraz hayal kırıklığına uğradım. Gülünç Bir Adamın Düşü” ise, büyük eserlerindeki tüm karakteristik özellikleri bir arada taşıması ve iyimser mesajlar veren tek eseri olmasıyla diğerlerinden ayrışır. Yazarın karakter analizi yine bu öyküde de var. Dosteyovski'nin insan analizlerimine gerçekten bayılıyorum. Bu öyküde de bir adamın düşünü anlatması ve daha sonra da düşünü yorumlamasını okuyoruz. Bir sonraki yorumlarda görüşmek üzere , okur kalın hoşçakalın, esen kalınn
Duygu ve Düşünce
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,130 okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2024 14:49
20.yy Avrupa edebiyatına bir Dostoyevski öyküsü ile minik bir ara verdim. Anlaşamayız pek Dostoyevski ile. Ama Yeraltından Notlardan sonra bir kez daha göz kırptı bana. Minicik bir öyküde o kadar çok şeyi resmetmiş ki, bir kez daha hayran kaldım bilgeliğine. İnsanı sürükleyen bir olay örgüsü yok, daha ziyade metaforlar ve diyaloglar önemli. Bu sebeple anlatacaklarım spoi olur mu emin değilim. Timsah gösterisine giden İvan Matyeviç bir şekilde timsahın karnına düşüyor ve olaylar başlıyor. Matyeviç timsahın karnında ölmüyor aksine orayı daha da rahat buluyor, çevresi ile iletişim kurmaya devam ediyor. İnsanların başına beklenmedik kötü olaylar geldiğinde etraflarındaki insanların nasıl değiştiğini izliyoruz. Öncelikle timsahın karnını yarıp onu dışarı çıkarma meselesi gündeme geliyor. Fakat sahibi buna izin vermek istemiyor çünkü timsah onun ekmek kapısı. Bir insanın timsahın karnıda ölmesi onun geçim kaynağını kaybetmesinden daha önemli değil. Dahası içinde canlı bir adam taşıyan timsah artık şehrin hatta ülkenin daha bir gözdesi ve sahibine büyük bir servet kazandıracak bir araca dönüşmüş durumda. Sonuç olarak sahip durumdan son derece memnun. Öte yandan Ivan Matyeviç’in en azından timsahın karnından çıkana kadar işe gidemeyeceği için bu durumda maaşlı mı maaşsız mı izinde sayılacağı meselesi tartışılıyor. Timsahın karnında olduğu süre bir araştırma görevi sayılabileceği ve bu maaş almaya devam edebilmesi önerisi gündeme geliyor. Matyeviç’in eşi ise başta eşini düşünse de bir noktadan sonra kendi derdine düşüyor. Eşi ölü mü sayılacak artık ne ile geçinecek, hemen ondan boşanabilecek mi? Matyeviç ise halinden son derece memnun. Aslında bir timsahın karnına düşmek o kadar da kötü bir şey değilmiş. Hayatında hiç olmadığı kadar özgür ve rahat hissediyor kendini. Daha önce
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,130 okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.