Mekanika: Zamanın Parçaları, Meleran: Çakıldak Döngüsü ve Kutsal Çizme kitaplarının yazarı. Mutlaka deneyin:
m.kitapyurdu.com/index.php?route...
Yorumlarınızı bekliyorum.
Kuşkusuz serinin en çarpıcı kitaplarından birisi olan Kırlangıç Kulesi, kaliteli anlatımı ile okurları kendisine bağlıyor ve onlara çözmeleri için derin bir bulmaca veriyor.
Kitap tam olarak bir öncekinin bıraktığı yerden, hiçbir zaman atlaması olmadan başlıyor. Bittiğinde ise uzun bir yol katetmiş oluyor. Her cepheden "Ciri'yi arayış," ve "Onu kurtarış," olgularına son noktayı Ciri koyduğunda okurun yüzünde ilginç bir tebessüm oluşuyor.
Kitabın bir dizi hikâye anlatım sürecini iç içe geçirmiş olması ise enfesti diyebilirim. Herkes yaşananları anlatıyor, herkes kendi içine dönüp bakıyor. Kimse masum değil ve daha da önemlisi düşman neden düşman ki?
Witcher serisi kalbimde çok ayrı bir yere kuruldu diyebilirim. Türü seven herkesin okuması gerekli.
Her şeyin siyah ya da beyaz olmadığı, grinin baskın ton olduğu hikâyeleri seviyorum. Halaskar'ın da bunlardan birisi olduğunu çok rahat söyleyebilirim. İki ucun tam ortasında ayaklarını yere sağlam bir şekilde basan bir eser.
Ayrıca son dönemde okuduğum Türk spekülatif kurgu romanları içerisinde beni kendi kültürüme karşı yabancı hissettirmeyen sayılı romandan da birisi diyebilirim. Günümüzde yazarlar Türklere özgü bir şeyler katacağım, kendi mitlerimi kullanacağım derken içinde yaşadıkları toplumdan, bizim kendi kültürel değerlerimizin aldığı ve bizi taşıdığı yeni şekilden o kadar uzaklaşıyorlar ki -eskiye o kadar bağlı kalıyorlarki- o toplumun bir üyesi olan biz günümüz Türkleri bile bu öyküleri yadırgıyoruz.
Kitapta Semele'ye yerleşmeyi planlayan insanların o dünyanın halkları ile kurdukları sürekli değişen, değiştikçe gelişip güçlenen ilişkisiyle süregelen bir hikâye var. Tek bir bilimkurgu türüne değil, birden fazla alt türün harmanlandığı bir yapıya da sahip olduğunu düşünebiliriz. Anlattığı çok şey var ve tüm bunların çok hızlı anlatıldığını da belirtebiliriz. Bilimkurgu'nun içinde yaşadığı aksiyon içeriği ise kitabı soluksuz okumanıza ve su gibi akıp gitmesine, bir çırpıda bitmesine neden oluyor.
Bu arada değinmeden edemeyeceğim: Pugion'lar kitaba o kadar iyi yerleştirilmiş, o kadar detaylı ve güzel, incelikle tasarlanmış bir tür ki hayran olmamak elde değil. Hiçbir şey için olmasa bile onlar için bile olsa okumaya değer bence.
Kitap başındaki haritayı doya doya kullanamıyorsunuz okurken. Birkaç yerde açıp bakabiliyorsunuz ama çoğu bölgeye hikayede hiç yolunuz düşmüyor. Ufacık bir eleştiri olarak alınabilir.
Kitabın sonu bir parça tahmin edilebilir olsa da başından sona müthiş bütünlüğü ve kendi içinde ayrılan, hızlıca akıp giden üç bölümüyle çok iyi