Geliş filminin uyarlandığı orjinal eseri de barındıran, bu nedenle filmi izleyerek heyecan duyan bilimkurgu severleri de çekmek adına Geliş adıyla yayınlanan bu kitap aslında Ted Chiang'a ait novellette'lerin (uzun öyküler desek olur sanırım) bir derlemesi. İçerisinde bir tane de öykü bulunuyor.
Öncelikle kitabın bir bütün olarak çok kaliteli olduğunu, her hikâyenin bir diğerinden farklı lezzette, bilimkurguya farklı noktalardan dokunarak sağlam anlatılar oluşturduğunu belirtmeliyim. Ben neredeyse tamamına hayran kalarak okudum. Özellikle Geliş filminin orjinal anlatısı olan Hayatının Hikâyesi yine çok iyiydi. Yine de kitapta, bence, çok çok daha iyi olan, okurken her satırınca hayran kaldığım bir hikâye daha vardı.
Bu gibi derleme kitaplarda hep olduğu gibi listemi vereceğim ve az önce bahsettiğim bu hikâyeyi de listemin hemen başında göreceksiniz:
1- Yetmiş İki Harf
2- Hayatının Hikâyesi (Geliş)
3- Babil Kulesi
Özel, çok özel olan, listeye koymadığım ama sıradışılığıyla takdirimi kazanan bir diğer öykü de Cehennem, Tanrı'nın Yokluğudur oldu. Önce bu öyküden kısaca bahsedeyim:
Cehennem, Tanrı'nın Yokluğudur - İnançsız olmak nedir? Günümüzde bu olgu üzerine düşünmek çok zor değil, değil mi? Herkesin bu konuda kendince fikirleri, yorumları bulunabilir. Zira orada asla görmediğimiz ama varlığına inandığımız (kişiye göre değişecek şekilde inanmadığınız da olabilir) ilahi güçler ve onun çevresinde şekillenmiş bazı olgular var. Bazı kişiler için inanmak da bununla eş değer bir şekilde güçleşebilir. Peki, ya asla göremediğimiz varlıklar görünür olsaydı, güçleri ile bize bazı performanslar sergileseydi -aniden birisine şifa vermek, başkalarının canını almak vb.- ne olurdu? İnançsız biri böyle bir durumda inançlı olur muydu? İşte bu hikayenin vurucu kısmı burada başlıyor.