Gordon Freeman

Gordon Freeman
@Gordon_Freeman
Seçerek kabul edilmiş bir değerler kodu, ahlak kodudur.
Bülent Ecevit Üniversitesi
İstanbul
6 Mayıs
616 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Bugün Türkiye, içerisinde Orta Çağ Osmanlı bürokratik, patron-kul sistemine yer olmayan, sosyal bakımdan giderek farklılaşan, çoğulcu bir topluma doğru gelişme gösteren bir ülkedir. Yeni koşullarda, sivil ve askerî bürokrasi ve İslâmcı partiler, bu sosyal farklılaşmayı anlamak ve sorunları çoğulcu demokrasi içinde çözmeyi benimsemek zorundadır. Bugün dünya düzeni de ancak böyle bir çözümü kabul eder. Türkiye’nin içinde bulunduğu iç ve dış sorunlar bunu gerektirir.
Reklam
Leonardo da Vinci'nin Haliç'e bir köprü inşa etme projesi saray arşivinde bulunmuş ve yakın zamanda Franz Babinger tarafından yayımlanmıştır.
Osmanlı uleması, devletin bağımsız işleyiş ve yasama faaliyetini, istihsan veya maslaha denilen Şeriat kuralına göre yorumlamaktaydılar. Bu ilke, şu anlama gelmekteydi: İslâm toplumu için daha iyi ne ise, o tercih edilecekti. Şeriatı daha katı yorumlayanlar ise, liberal ulemâ tarafından onaylanan devlet kanunlarının gerçekte Şeriata aykırı yenilikler, bid'at olduğunu iddia etmekteydiler. Bu iddia, devletin yasama gücünü destekleyen "resmi" veya bürokratik ulemâ ile, toplumda imtiyazlı sınıfa karşı halkın sözcüsü rolünü benimseyen "popüler" ulemâ arasında sürekli bir çekişmeye yol açmıştır. Popüler ulemâ için camide verilen hutbeler kuvvetli bir propaganda zemini sağlamaktaydı. Başka bir deyişle, Şeriatın liberal ve katı yorumları, XVI. yüzyılın ortasından itibaren Osmanlı/Türk toplumunda siyasi, kültürel ve sosyal çekişmelere yol açmış ve XIX. ve XX. yüzyılda "ilerici" akımın hız kazandığı sırada, "ilericiler" ile "gericiler" arasındaki hararetli mücadelenin ilk aşamasını oluşturmuştur.
Yörük kelimesi yürüyüş halinde, göçebe anlamında ilk defa Osmanlı bürokratları tarafından kullanılmıştır. Doğu Anadolu'da Akkoyunlu ve Şah İsmail'in tebaası olan Türkmenlerden kendi Türkmenlerini ayırt etmek ihtiyacıyla Osmanlı'lar, yörük adını tercih etmişlerdir.
Türk devletlerini zayıflatan, parçalamaya götüren en önemli faktörlerden biri, Türkler arasında bir saltanat veraset kanununun mevcut olmaması, egemenliğin yalnızca Tanrı tarafından verildiği inancıdır. Hakanın oğullarından hangisinin tahta geçeceğini düzenleyen bir kanun veya kural, Tanrı'nın iradesine karşı çıkmak anlamına geldiğinden, bir veraset ve veliahtlık kanunu yapılmamıştır.
Reklam