Özakıncı en sevdiğim araştırmacı yazarlardandır. Bu kitabında Türkçe'nin başka dillerden kelime ala ala bozulmasıyla ilgilenir. Bu kelimelerin hangi amaçla ve bahaneyle alındığından bahseder. Kitabın asıl amacı dini (İslam) doğru anlamak olduğu için kitabın çok küçük bir kısmı Arapça'dan başka dillerden gelen kelimelere ayrılmıştır. Tamamına yakını Arapça'dan (ve bazı bölümlerde Farsça'dan) gelen kelimelerle alakalıdır. Bu kelimeleri nasıl aldığımızı, Türkçe'ye alındığında uğradıkları anlam bozulmasını gösterir. Örneğin şafak Farsça bir kelimedir ve anlamı gün doğumu değil gün batımıdır.
Türkçe'nin yeterliliği ve İslami metinlerin Türkçe'ye çevrilip çevrilemeyeceği tartışılır; Kur'an çevirilerinin neden birbirlerinden bu denli farklı olduğunu anlatılır. Neden Arap abecesi ile Türkçe yazılamayacağını ve latin abecesi ile yazılabileceğini de anlatılır.
Hepsinden önemlisi ise şu: Kitap kişi ve ulus ile dil arasındaki bağlantıyı, bu bağlantının kişiye ve ulusa neler kazandıracağını, koptuğunda ise neler kaybettireceğini öğretir ve dil hakkında gayet yeterli bir farkındalık kazandırır.
Kaynak göstererek, bilimsel ve tarafsızca yazılmış bir kitaptır. Ara sıra tekrara düştüğü için bazı yerleri atlayarak okuduğumu üzülerek itiraf ediyorum. Ne yapayım, zaten önceden okumuştum. Tekrar durumu biraz canımı sıktı ama yazar kitabın sonunda niçin böyle yaptığını söyleyince kendisini anlayışla karşıladım :)
Bence hemen herkesin okuması gereken önemli bir kitap, ki bu önemi küresel olarak isim sahibi olmuş üniversitelerin kütüphanelerine girerek ispatlamıştır.