Memede olan olmuştu. Gözüne uyku girmiyordu. Düşüncelere kaptırmıştı kendini. Düşünceler kafasına akın ediyordu. Düşünüyordu artık. Dünya kafasında büyümüştü. Dünyanın genişliğini düşünüyordu. Değirmenoluk köyü bir nokta gibi kalmıştı gözünde. O kocaman Abdi Ağa, karınca gibi kalmıştı gözünde. Belki de ilk olarak doğru dürüst düşünüyordu. Kin duyuyordu artık. Kendi gözünde kendisi büyümüştü. Kendini de insan saymaya başladı. Yatakta bir taraftan bir tarafa dönerken söylendi. " Abdi Ağa da insan, biz de..."
Her aşk ilişkisi doğası gereği mutlak anlamda şahsi bir ilişki olmak durumundadır. O aşka ne devlet, ne kilise, ne ahlak, ne de başka insanlar karışabilir.
Tolstoy'dan aktarırsak: "Asker, bir profesyonel insan katilidir." Asker, sevdiği için, vahşinin yaptığı gibi (doğallıkla) ya da tutkuyla, katil gibi öldürmez. O soğukkanlıdır, mekaniktir, üstlerinin itaatkar aletidir. Komutanının emriyle nedenini ve niçinini sormaksızın, düşünmeksizin boğaz kesmeye koşmaya koyun gibi hazırdır.