İnsanlar gösterdiğiniz nedenlere, içtenliğinize ve acılarınızın ağırlığına ancak siz öldüğünüzde inanırlar.Hayatta olduğunuz sürece durumunuz kuşkuludur, ancak onların kuşkuculuğunu hak edersiniz.
Bence mahzenlerde ya da cezaevi hücrelerinde düşünmüyordu insan.
Ve ben , tarikata girdikten sonra, hücresi beklediği gibi geniş bir görünüm yerine bir duvara baktığı için papazlıktan vazgeçen o adamı anlıyordum.
Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi ?
Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi ?
Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır !
Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı.
Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep daha dürüst ve daha cömertizdir?
Nedeni basittir ! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur.
Olur da bir çiy tanesi dile gelip : "Ama bin yıl aldı bir çiy tanesi olup da yeryüzüne düşmem" derse
cevaben deyin ki : "Bilmez misin bütün o yılların ışığı parlıyor minik çemberinde ?"