Kehaneti sevmiyorum. Bütün felsefe sistemlerinin iflasını gördükten sonra büyük bir hakikati de görelim: Devrimiz nazariyenin ve sistemin umumi iflasını ilan etmiştir. Nihayet anlamaya başlıyoruz ki her sistem, ölü bir kalıptır, statiktir, çünkü mantığımızın mahsulüdür.
Ancak "izm"siz düşünebildiği gün insan zekâsının hürriyetinden ve genişliğinden bahsedebiliriz. Kafamızın zinciri bu "izm" dir: Sistemcilik ve nazariyetciliktir.
Rüyalarımız, bir delinin uyanık şuurundaki abuk sabuk hayallerin tecellisinden başka nedir? Hepimiz günün bir kısmında, yani uyurken deliriyoruz ve belki de aklın çemberinden, sıkıntısından kurtulan ruhumuz böylelikle dinleniyor. Biz rüyalarımızda çıldırıyoruz, deliler uyanıkken rüya görüyorlar.