Gurbet ünlü balta

Gurbet ünlü balta
@Grbt4850
Lisans/sosyoloji
42 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
-intak değil, daha çok -insank
10/10
·200 syf.··
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 23:09
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Pek beğendim. Her kahramanın ve dolayısıyla tüm insanların bir karanlığının olduğunu her kahramanın penceresinden bakarak birinci ağzından anlatarak aktarmış. Hadiseyi ve hadiseleri kahramanlarının kişisel tarihleriyle ve dolayısıyla olaylara verdikleri tepkilerini, sebepleriyle açıklamış. Bu anlamda çok başarılı buldum. Birini yargılamak nasıl da kolaydır.Yazar, kahramanlara kendini savunma ve anlatma imkanı vermiş. Ve yarattığı kahramanlarına öyle insani davranmıştır ki , kitabını kahramanı Ethem’e ithaf etmiştir. Yazarın başardığı şeyi biz gerçek hayatta yapabiliyor muyuz diye düşündüm. Keşke gerçek hayatta da birini yargılamaya kalkışırken, yargıladığımız insana kendini izah etmesine müsadece edecek samimeyetle “neyin var, bir anlatsana, neden böylesin, neden böyle oldu veya oldun” diye sorduk. Anlatmaz belki, kim bilir…ama siz o karanlığın perdesini aralamış olursunuz! Güneş girmeyen eve doktor aramayın, güneş olun yeter!
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·152 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 01:09
Nasıl muazzam bir kitaptı böyle… Hem anlatım tekniği, hem ele aldığı konu hem de kitabın sonunda yazarın notuyla soluksuz ve bir o kadar da derin bir kederle bitirdim. Nevval el Saddavi’ nin Sıfır Noktasındaki Kadın adlı kitabına bir noktada benziyordu. En azından yargılama ve mahkeme girizgahıyla. Zaten ezilen ve kurtarılmayı bekleyen (!) kadınların hikayesinde elbette bir yargı vardır. Bu yargılamada; bazen sokak, bazen konu komşu ne derler grubu, bazen tüm hem cinsleri, genellikle tüm toplum,ama en çok erkeklerin diyecekleri vardır. Kadınların kalemleri, erkeklerin gözünün içindeki soğuk mahkeme salonlarında kırılır. Mahkeme salonlarının duvarında elbette “ tüm kadınlar çiçektir ve tabii ki koparılacaktırlar” yazılıdır. O zaman tam da bu noktada kitaptan bir pasajla sözü bitirmeli. “ Dalından koparılmış, vazoda soldurulmuş bir çiçeği ne kurtarabilir?”
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Metaforlar, metaforlar...
Puan vermedi·240 syf.··
2024 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2024 23:34
Bilge Karasu, yine yumuşak g' leriyle, kendine has tekniği ve bolca metaforlaroyla gönlümü ciceklendirdi. Yahu bu nasıl bir yazım dili bu ne teşbih bu ne lahana turşusu... Sanata bakış acımı nasıl pisagorladi!! İç acılar meselesi... Hipotanüs kim peki ve nasıl kurtarılmalı? .... İşin gevezeligini bir kenara bırakırsak, yazarın kitabı yazdığı döneme ilişkin olarak gece işçilerini 90 yıllarındaki siyasi olaylara atıfta bulunduğunu düşünmüştüm. Kim bilir belki o da yazarın cilvesiydi. Anlayan istediğini anlar. Lakin olay tam olarak varoluşsal bunalım veya sancı olayı. Belki de kriz hali .... Kitap şöyle başlar : "Sonra soyunmağa başlayacak insanlar. Gecenin açtığı yaralar biraz daha acısın diye. ... Hepimiz gündüz kargaşasinda personalarımizi gece olunca birbir çıkarmaz mıyız? Gün kararıncaya değin dilimizle bilelediğimiz -kesip dogradigimiz sözleri- kör bıçağı,burnundan kıl aldırmayan cımbızımizi masaya koymaz mıyız ? Yazarın da bahsettiği o kıyımlar o yüzdendir. Bıçaklar çekilir! Gece olunca insafsızca hukmedriz kendimize. "Gecenin işçileri sokak aralarında gezer. Yuvarlak ekmeklerin, dikdörtgen ya da söbe ekmeklerin, uzun ekmeklerin hangi evlere girdiğini gözlerler." Yazar burda mutlu ailelere mutlu insanlara atfeder. Ekmek ve ev, babayı temsil eder zannımca. Gün boyunca evine kavuşmayı ve o sıcak ekmeğin etrafında doluşan mutluluğa koşanları gözler.Özlem duyduğu şey o sıcak telaştir. .... Bunu yazar 61. sayfada dolaylı olarak şöyle ifade eder: " Gecenin işçileri, hep altta kaldığı duygusuyla bunalmış insanlardan mi derlendi? Cocukluğundaki umacılardan kurtulamayan, sevdiklerini gönüllerince saramayan, etlerini istedikleri etle birleştiremeyen insanlar mıdır hep, bu işçiler? Bir okur olarak aynı kanıda olmak ... hepimizin o karanlık yanını, gecemizi kim
GeceBilge Karasu · Metis Yayınları · 20202,840 okunma
Bibliyofil Mustafa amca
10/10
·147 syf.··
2024 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2024 21:56
Her kitap aslında başka kişilerle tokalaşmalar da getirir. Bir kişiyle bazen de kişilerle yahut karakterlerle el sıkıştırır sayfalarca. Tıpkı bu kitapta Refik Başaran ve Yannis Ritsos ile sıcak karşılaşma gibi mesela. Birkaç gün taş plak kaydının enfes sesiyle Refik Başaran dinledim. Sonra barış şiirini ozumsedim . Ne diyor Yannis ; "Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba elinde yemiş dolu bir sepet; ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak bir testi gibi. .. " Turkiye gerçeklerini anlatmada şaheser olan bu kitap, aynı zamanda sosyolojk birçok bulgu da koyuyor avucunuza. Ağalık sistemi, köy enstitülerinin kapanış süreci , idealist ve hizmet götürmeyi seven memur düşmanı politikacılar, uyumayı seven halkın uyanır gibi olup aslında hep uyuduğu , halkların dogmalari, batıl inanclarin değişmezligi, halkarın seslerinin hep kısık gezdiği , kadin hareketine yer vermek ve daha niceleri... mobil bibliyotekin ilk örneği olan bibliyofil Mustafa amca, Mustafa Güzelgöz ' ün ellerinden öperek bitirmek bu kitabı...
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
10/10
·372 syf.··
2024 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2024 21:48
Bir kitap düşünün ki her sayfada hem dehşete düşürüyor, hem merak ettiriyor, hem ürkütüyor hem de büyük iştah uyandırıyor. Son zamanlarda bu denli dehşetengiz bir kitap okumadım. Savaş pornografisi , ensest , tecavüz , aldatma, çocuk istismarı ve akla gelecek tüm olumsuz şeyler , üç yüz yetmiş iki sayfalık bir kitaba çok ustalıkla, tüm rahatsız ediciligiyle sığdırılmış. Yazarın tüm bunları soğuk kanliligiyla yazdığını hissediyorsunuz. Çünkü mübalağa yok, bu konuda ikna ediliyorsunuz, kitabın ilerleyen sayfalarında bu ikna şiddetleniyor; her kötülüğün olabileceğini soğukkanlılıkla kabul ettiriyor size. .... Kitabın sayfalarında ilerledikten bir müddet sonra kafanız karışabilir , çünkü parmaklarınızı heyecanla yalayıp yalayıp sayfalarını çevirdiğiniz bir anda yazarın zekası, sizi teneşire çarparcasına uyandıracak. Bazısı ölü, bazısı yaşıyor, bazısı hiç yaşamadı çünkü ! .... Lucas ve Claus... Günlerce bu ismi andı hafızam. Anneanne ve diğerlerine değinmiyorum bile! ... Ayrıca kitabın sonuna yaklaştıkça, gafil okur hallerimle, kitabin sonunu dilenilen son olarak okura mı bırakacak diye düşünmüştüm. Ama yazarın öyle bir kaygısı yok, gerçekler konusunda da yalan konusunda da fazla cüretkar. Mesele okurun takdirini ve rızasını almak değil; zira yazar bunu ırgalamıyor bile!
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma