Dilek

Dilek
Kitap okumayi seviyorum. Buradaki amacim sadece kitaplar hakkinda insanlarin fikirleri ve begendigim yazilari alintilamak.LUTFEEEEEN TANISMAK ICIN YAZI YAZMAYIN. Cevap yazmam. Ustelerseniz engellerim.
7/10
·520 syf.··
2024 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2024 19:55
kitabın sonlarına doğru sıkıcı buldum. 70 sayfa kala okuduğum sitede sorun çıktı. epey aradım. araya zaman girdi ve nerde kaldığımı unuttuğumdan da olabilir zor okudum. kitap bitmek bilmedi uzadıkça uzadı. sıktı
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Selefiniz Leopold Leopoldoviç hakkında bir şeyler dinlemek ister misiniz?” diye sordu sağlık memuru ve Anna Nikolayevna’ya kibarca bir sigara uzattı, sonra kendisi de bir tane yaktı. “Harikulade bir doktordu!” dedi Pelageya İvanovna heyecanla parlayan gözleriyle tatlı tatlı yanan ateşe bakarken. Sahte taşlarla süslü bayramlık tarağı siyah saçlarında ışıldadı. “Evet, olağanüstü biriydi,” diye onayladı sağlık memuru. “Köylüler basbayağı tapardı ona. Onlara nasıl yaklaşacağını bilirdi. Liponti ameliyat mı edecek, hemen! Ona Leopold Leopoldoviç değil, Liponti Liponteviç derlerdi. Güvenirlerdi ona. O da onlarla konuşmayı iyi becerirdi. Mesela bir gün Dultsevo’dan bir arkadaşı, Fyodor Kosoy tedavi olmaya geliyor... İşte, şöyleydi, böyleydi... ‘Liponti Lipontiç,’ diyor... ‘Göğsüme bir şey oturdu, nefes aldırmıyor. Bir de boğazımda sanki bir şey gıdıklıyor...’” “Larenjit,” dedim gayriihtiyari, son bir aydır deli gibi köylere koşturup yıldırım gibi teşhis koymanın verdiği alışkanlıkla. “Kesinlikle doğru. ‘Peki,’ diyor Liponti, ‘Size bir ilaç vereceğim. îki güne bir şeyiniz kalmaz. Buyurun, Fransız hardal yakısı bunlar. Birini sırtınıza, kürek kemiklerinizin arasına; diğerini de göğsünüze yapıştırın. On dakika kadar tuttuktan sonra çıkarın. Hadi bakalım! Güle güle! Marş!’ Adam yakıları alıp gitmiş. İki gün sonra tekrar geliyor muayenehaneye. ‘Ne oldu?’ diye soruyor Liponti. Kosoy da ‘Liponti Lipontiç, verdiğiniz yakıların hiçbir işe yaradığı yok,’diyor. ‘Yalan söylüyorsun!’ diye cevap veriyor Liponti. ‘Fransız yakılarının işe yaramaması söz konusu olamaz. Yoksa koymadın mı onları?’ ‘Nasıl koymam? Şimdi de sırtımda,’ diyor ve o arada sırtını dönüyor, yakı gocuğunun üstüne yapışık vaziyette duruyor
“Ya şekere ne demeli?” diye bağırdı Anna Nikolayevna. “Şeker olayını anlatın Pelageya İvanovna!” Pelageya İvanovna sobanın kapağını kapatıp gözlerini yere dikerek anlatmaya başladı: “Yine bir gün Dultsevo’ya bir doğuma gidiyorum...” “Bu Dultsevo pek ünlüdür,” dedi sağlık memuru dayanamayarak ve ekledi: “Bağışlayın! Devam edin meslektaşım!” “Normal olarak muayeneye başladım,” diye devam etti meslektaş Pelageya İvanovna, “ama doğum kanalında, elime anlayamadığım bir şey geldi. Böyle ufalanmış mı desem, küçük tanecikli bir şey mi desem... Bir baktım, kesme şeker çıktı!” “Alın size fıkra!” dedi Demyan Lukiç coşkuyla. “Affedersiniz ama hiçbir şey anlamadım...” “Köylü işte!” dedi Pelageya İvanovna. “Kocakarı ilacı yapan biri öğretmiş. Doğum yapması zor oluyormuş kadının. Bebekleri dünyaya gelmek istemiyormuş. Güya çıksın diye kandırmak gerekiyormuş. Onlar da bebeği kandırmak için tatlı bir şey kullanmışlar
Bu kadar çok hastanızın olmasını trakeotomiye borçlusunuz. Köylerde ne diyorlarmış biliyor musunuz? Lidka’nın boğazının yerine çelikten bir boğaz koyup dikmişsiniz. Kızı görmek için özellikle o köye gidiyormuş insanlar. Ününüz yayılmış işte doktor, kutlarım.” “Çelik boğazla mı yaşıyormuş güya?” diye sordum. “Evet, öyle. Ama gerçekten fevkaladeydiniz. Çalışırken öyle soğukkanlısınız ki, pes doğrusu!
Ben de N. Bölgesi doktoru olarak, bir kızın keten tarağının kaptığı bacağını kestikten sonra vilayette öyle bir ün salmıştım ki, ünümün ağırlığı altında neredeyse ölüp gidecektim.O buzlu yollarda her gün kızağını kapan yüz köyl6ü, hastaneye gelmeye başladı. Öğle yemeği yiyemez oldum. Şu aritmetik insafsız bilim. Yüz hastanın her birine beş dakika harcadığımı varsayalım, beş dakika! Beş yüz dakika eder, saate vurursan sekiz saat yirmi dakika... Dikkatinizi çekerim, üstelik art arda... Otuz tane de yataklı hastam vardı. Ayrıca ameliyat da yapıyordum.