Ahmet

Peki bu nereden kaynaklanıyor? - İnsan soyunun doğal kötülüğünden. Eğer böyle olmasaydı, baştan aşağı dürüst olsaydık her tartışmada tek amacımız gerçeği gün yüzüne çıkarmak olurdu, gerçeğin bizim ilk görüşümüze mi, yoksa diğerininkine mi uygun düştüğünü hiç umursamazdık: Bu önemsiz olurdu ya da en azından ikincil bir mesele olurdu. Ama şimdi asıl mesele bu. Özellikle zihinsel beceriler konusunda duyarlı olan, doğuştan gelen kibir, bizim ilk öne sürdüğümüz fikrin yanlış çıkmasını, karşımızdakinin haklı olmasını istemez. Böyle olmasaydı herkes doğru bir yargıya varmak için çaba harcamak zorunda kalacaktı: Önce düşünmesi, sonra konuşması gerekecekti. Ancak çoğu insanda doğuştan gelen kibre, gevezelik ve doğuştan gelen hilekarlık eşlik eder. Düşünmeden konuşurlar, iddialarının yanlış olduğunu, haksız olduklarını sonradan anlasalar bile tam tersiymiş gibi göstermeye çalışırlar. Doğru olduğu varsayılan önermeyi ileri sürerken çoğunlukla tek gerekçe olan gerçeğin menfaati artık yerini tamamen kibrin menfaatine bırakmıştır: Doğrunun yanlış, yanlışın da doğru gibi görünmesi gerekir.
Felsefe
Reklam
Desipere est juris gentium [Akılsız olmak insan hakkıdır.]
1000k
Contra negantem pirincipia non est disputandum. [Prensiplere karşı çıkan biriyle tartışılmaz.]
“Müsamaha dost kazandırır, fakat hakikat nefret uyandırır.”
Felsefe
Kendine dünya kurmaya niyet edenlerin, kendini gerçekleştirmeye gayret edenlerin, kendini inşa edenlerin eğitim hayatı bitmez.
Kitap Alıntısı
Reklam