Yavuz Erten zamanın, ayrılıkları, kayıpları, yaşlanmayı ve ölümü getirdiğine değiniyor; sınırsız bir narsisizmden, varoluşun sıradan ölümlülüğe geçişte zamanın önemine işaret ediyor. Beş ayrı filmi ele aldığı çalışmasında ilk olarak Steven Spielberg'in Yapay Zeka filmini inceliyor; filmin kahramanı olan robot çocuk David'in tarihin dışında geçirdiği bir günün anlamını irdeliyor. Erten, daha sonra Harold Ramis'in Bugün Aslında Dündü filmindeki kahramanın içine sıkışıp kaldığı bir günün, onun iç dünyasındaki narsisistik donmuş zamanı temsil ettiğini ortaya koyuyor. Spike Jonze'nin Aşk filminde ise bir erkeğin, bir işletim sistemine olan aşkının, "geçiş alanı"nda gerçekleştiği yorumlanıyor. Erten, Peter Weir'ın Truman Show filminde narsisistik bir projenin zamansızlığına mahkum edilmiş, geçmişi ve geleceği elinden alınmış Truman karakterinin özgürlük mücadelesini tartışıyor. Erten'in yer verdiği son filmde -Marc Forster'ın Lütfen Beni Öldürme filmi- ise kol saati ile zamanı kontrol edebileceğini sanan kahramanın, bir ölümlü olduğunu idrak etmesiyle yaşadığı değişim ortaya konuyor.