Gül Sina

Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenebilmek gücü ve bu ikisi arasındaki farkı, yani neyi değiştirebileceğimi ve neyi değiştiremeyeceğimi anlayabilme sağduyusunu ver. Marlo Morgan
Reklam
İnsan kendini sergileyerek değil saklayarak derinleşir. Güney Çeğin
Tanrı, Hz. Yunus’tan Minive’ye gidip orada oturanların, ahlak açısından kötü olan yaşam biçimlerini düzeltmezlerse, ceza göreceklerini bildirmesini ister. Hz. Yunus düzen ve hak anlayışı güçlü bir adamdır ama sevgi nedir bilmez. Bu yüzden bu görevden kaçar. Minivelilerin hak ettikleri cezayı almasını ister. Bir gemiyle kaçarken tufan yaşanır. Öylesine şiddetli bir tufandır ki bunun bir ceza olduğu düşünülür. Gemidekiler kimin cezalandırıldığını anlamak için kura çekerler, üç kez üst üste çekilen kurada Hz. Yunus’un adı çıkar. Bunun üzerine Hz. Yunus gemiden atlar ve kendini bir balinanın karnında bulur. Burada hatasını anlayıp nedamet getirir. Bunun üzerine balina onu sahile bırakır. Daha sonra Hz. Yunus Minive’ye gider ve Tanrı’nın verdiği görevi onlara anlatır. Korktuğu şey olur: Miniveliler hak yoluna dönerler. Tanrı da onları bağışlar. Oysa Hz. Yunus merhamet değil adalet istemektedir. Düş kırıklığı içindeyken Tanrı bir ağaç yeşertir ve Hz. Yunus onun dalları altında biraz teselli bulur. Daha sonra Tanrı ağacı kurutur. Hz. Yunus ağacın kurumasına çok üzülür ve Tanrı’ya şikayette bulunur. Bunun üzerine Tanrı şöyle der: "Uğruna hiç emek harcamadığın, büyütmediğin bir ağaç için üzülüyorsun. Bir gecede büyüdü, bir gecede soldu. Peki , ben niye sağını solundan ayıramayan yüz yirmi bin insanın yaşadığı – ayrıca bir o kadar da hayvanın- o büyük kente acımayayım?" Tanrı’nın Hz. Yunus’a verdiği cevabın sembolik olarak algılanması gerektiğini ekliyor Erich Fromm. Tanrı ona sevginin özünün, bir şey için “çalışmak”, “bir şeyi büyütmek” olduğunu, sevgiyle emeğin birbirinden ayrılamayacağını anlatmak ister. İnsan uğrunda emek harcadığı şeyleri sevip, sevdiği şeyler için de emek harcamalıdır.
Aptala değerli bir şeyini yitirdiği için değil, yitirdiği şeyin değerini idrak edemediği için “aptal” denir. Dücane Cündioğlu
Yalnız hissetmemek için beraber olma arzusu bence çok talihsiz bir gösterge. Her insan çocukluktan itibaren kendiyle zaman geçirmeyi öğrenmeye ihtiyaç duyar. Yalnız olması gerekmez ama kendiyle kaldığında sıkılmamalıdır. Kendi kendine kaldıklarında sıkılan insanlar bana kendilerine verdikleri değer açısından bir tehlikenin içindeler gibi gelir. Andrei Tarkovsky
Reklam