1882 yılında Londra’da dünyaya geliyor Virginia Woolf. Babası tanınmış yazarlardan Sir Leslie Stephen. Virginia’nın hem annesi hem de babası birbirlerinin ikinci eşleri. Annesi son derece güzel bir kadın... Romancı George Meredith, kendi ifadesine göre, ömrü boyunca hiçbir kadına duymadığı derin bir saygı beslemiş Julia Duckworth’a. Bunun yanında son derece iyi huylu, melek gibi bir kadın. Virginia’nın büyük bir sevgi beslediği annesi ne yazık ki çok erken, kızı henüz on üç yaşındayken ölüyor. Fırtınalı bir hayat yaşayan Woolf ilk bunalımını annesinin ölümüyle geçiriyor. Bunalım, hayatı boyunca arkadaşlık edecek Woolf’a, hiç peşini bırakmayacak. Buna bunalım denemez aslında, düpedüz delilik… Kendisinin de farkında olduğu bir delilik. Ben deliyken… diyebiliyor kendisi hakkında Virginia Woolf.
“Yüksek orta sınıf” bir aile Stephen ailesi. O zamanlar İngiltere’de orta sınıf kendi arasında ikiye ayrılıyor; yüksek ve aşağı orta sınıf. İkisi arasında hayli fark olduğu biliniyor. Stephen ailesi zengin olmanın yanında aydın sınıfa mensup bir aile. Çocukları üzerinde baskı kurmuyor ve onları özgür bir ruhla büyütmeye özen gösteriyorlar. Çocuklar gerçekten özgür büyüyor ve akıllarına eseni yapıyorlar. Babasının ölümünden hayli sonra, 16 Şubat 1920 tarihinde, çok satan gazetelerden Daily Mirror’a manşet oluyor Virginia, kardeşi Adrian ve Cambridge’li üç arkadaşıyla. O sırada yirmi sekiz yaşında olan Virginia’nın önerisiyle Habeş imparatoru ve maiyeti kılığına girerek İngiltere’nin en büyük savaş gemisi Dreadnought’ta resmi bir törenle ağırlanıyorlar. Virginia ustaca yapılmış makyajı ile Habeş prensi kılığında ertesi gün gazetelerin manşetlerinde yer alıyor.
Son derece kültürlü, entelektüel insanlar arasında büyüyor Virginia Woolf. Dönemin ünlü yazarları evlerine konuk oluyor.