Anadolu gibi birçok kavme ve kültüre ev sahipliği yapmış bu toprakların çocuğuyuz ancak üzerine ölü toprağı serpilmiş gibiyiz ,
kültürümüzü ve geçmişimizi unutuyoruz.
Her insan bu topraklardan geçmiştir.
Bugün sıkça adını duyduğumuz her âlim, felsefeci, bilim adamı bizim kökümüzdendir.
Başarılı olmamamızın nedeni kültürümüzü özümsememiş olmamız ve geçmişimize yabancı oluşumuzdur.
Ne zaman kendimiz olacağız?
Kendimizin farkında olduğumuz ve içimizdeki insanı yaşayabildiğimiz zaman, diyebilirim.
Bizi biz yapan değerlere sahip çıkar ,
kendimiz olursak başarıyı yakalayabiliriz!
-Paragraftan alıntı- :)
Dostlar bugün yeni bir şey keşfettim:
Wikipedi de tarihte bugün kısmında
ölen ve doğan dünyadaki tüm önemli kişilerin adlarını gördüm.
aklıma 2 nisan geldi.
tr.wikipedia.org/wiki/2_Nisan
02.04.1889 tarihinde Peyami Safa'nın
doğum tarihini gösteriyorken
02.04.1948 tarihinde ise
Sabahattin Ali nin ölüm yılını göstermesi
günlerin benzerliğinin tesadüf olması beni şaşırttı.
Evet değerli okurlar yeni bir inceleme ile karşınızdayım .
Livaneliyi okuma merakım Serenad’la başladı ve hâlâ devam ediyor .
Yalnız gerçekten çok huzursuzum komiklik olsun diye yazmadım.
“Nesini söyleyeyim , nesini anlatayım nereden başlayayım nerede bitireyim bilmem;
Böyle dille sözle gelmez şeyleri insan kulağıyla değil yüreğiyle duyabilir ancak!”
İçimde oluşan huzursuzluk hissine gelince :
Sebebini açıklama amacım bir nebze yazdıklarımı, yazılanları yaşıyormuşumçasına okumanızı dilememdir.
Musul’da bir esir pazarında köhne ,küf kokan karanlık bir binanın çeşitli odalarında tutulan kadınlar, küçük kızlar, küçük erkeklerin neden orada tutulduğunu anlamanız için biraz ayrıntılı kitaptan da yararlanarak bahsedeyim.
O gün aksakallı adamlar köyümüzü bastılar . Arabayla çıkış yollarımızı kapattılar . Hepimizi köy ortasında topladılar, kadınlar çocuklar bir yana erkekler bir yana ayırdılar ellerinde büyük silahlar vardı ve bizi kamyona bindirdiler (...)
Kendi inanışınıza uymayan, tarihte yanlış anlatılıp öğretilen inanışlara nasıl kafir diyebilme cesaretiniz olabilir ki?
Varolan inanış topluluğunu sırf gücünüz yetiyor diye bunları öldürmek helaldır diyebilme sözü ne haddinize??
Kafamı kurcalayan sorular beni saatlerce huzursuz etti huzursuzluğun sebebi ise içimin olaylara tahammül edemeyişim, katliamlara dayanamayacak şekilde üzülüyordum sadece
Üzülünce hal oluyor mu?
Hayır tabii ki ama o olayları içimde yaşıyordum fakat şu anki günümüzde gereksiz üzülen insanları anlayamıyordum bu olayların yanında onların etkisi kıyaslanamaz!
Onca inanışlara ön yargı ile bakan zihinleri uyarmak için mücadele etmek yerine saçma konulara kendimizi inandırıp üzülmek mantıklı mı sizce?
Kamyona zorla bindirilenlere ne mi oldu ? Anlatayım :(
Üstte bahsedilen odalar mahkum kaldılar