“Bir kitap açık olduğunda konuşan bir beyin, kapalı olduğunda beklemede olan bir arkadaş, unutulduğunda bağışlayan bir ruh, yok edildiğinde ağlayan bir yürektir.”
“Fesatlık sürekli yeni zehirler icat eder ve Mutluluk'un, Memnuniyet'in, Sükunet'in ve Neşe'nin peşini hiç bırakmaz. Günün birinde onları yenmeye, insanları bu duygulardan yoksun bırakmaya kararlıdır!”
Şükran, güzel hatıralara geri dönmeyi sever. Ama bazen zordur onları bulması. Nereye bakacağını bilmek gerekir. İyi anlar hiç olmadığından ya da nadir görüldüklerinden değil. Hafıza onları her zaman en uzak çekmecelere koyduğu ve nahoş şeyleri yerleştirdiği bölmeleri “ÖNEMLİ” diye etiketlediği için!
Ama Şükran buna kızmaz. Çünkü Hafıza’nın neden kötü şeyleri önemli sayıp öne çıkarırken iyi şeyleri geriye attığını anlar. Sonuçta Hafıza’nın birinci ve asıl görevi, insanı tehlikelerden korumaktır. Bu yüzden korkutucu ya da acı verici her şeyin altını kırmızı kalemle çizer. Saklambaç oynamanın eğlencesini değil, en sonunda düştüğünde sıyrılıp acıyan dizini hatırlar. Tadını çıkardığı onca lezzetli dondurmayı değil de yiyip zehirlendiğini anımsar. Böylece sen de bir dahaki sefere daha dikkatli olur, tehlikeden uzak durursun. Hafıza için en önemli şey budur.”
“Ona en çok cesaret gerektiren şey”’in ne olduğunu sorarsanız, kardeşinin ayakta tuttuğu, zamanın sınavından geçmeyi başarmış ya da paldır küldür üstüne yıkılmış tüm o köprüler aklına gelir ve tek bir söz dökülür dudaklarından:
“Güven.”