Dünyayı çiçek dürbünlerinden görebilen, kalbinde yıllanmış ağırlıklarla, sırtında Cizvit kırbaçlarıyla gezmeyen biri olsaydım. Biri beni benden alsaydı, içime daha hafif bir ben koysaydı.
İnsan içindeyken pek anlayamıyor. Sonradan görüyor, uzaktan baktığında. Mesela şimdi düşünüyorum da benim annemle başka türlü yaşamam mümkündü. Her şeye rağmen mümkündü.
...kendini ve kederini haddinden fazla önemsediğini fark ediyordu. Dünya öyle bir yerdi ki acının da, mutluluğun da dahası, daha fazlası hep vardı. Tarih talihle ve başkalarının kırık dökük hikayeleriyle sınarken insanı, bu gerçek de kendini sık sık hatırlatıyordu. Hem de en umulmadık biçimlerde.
Hayatta her şey iz bırakıyordu insanda. Perihan, üzerine yapışıp kalmış izlerden, lekelerden, kendini göremez olmuştu uzun zamandır. Şenol'un jilet kesiği kollarını hatırladı. Kim bilir hangi acının lekesiydi onlar? İnsan kendi izlerini silmeye çalışırken, başkalarının hayatında derin kesikler, büyük lekeler bırakabiliyordu demek bazen. Şenol öyle yapmıştı.