Doğrucu insan, bilime olan inanan şart koştuğu en gözü pek, en uçtaki anlamıyla, bilimle, yaşama, doğa, tarih, dünyasından farklı bir dünyaya evet der; bu 'öbür dünyayı' evetlediği sürece, böylece, karşıtını, bu dünyayı, dünyamızı — yadsımış olmaz mı?….. Bilime olan inancımızın altında yatan hâlâ bir metafizik inançtır, — biz bugünün bilenleri, biz Tanrısız, antimetafizikçiler, biz de ateşimizi, hâlâ, bin yıllık, Tanrı hakikattir, hakikat Tanrısaldır diyen Hıristiyan inanandan, Platon'un inananın yaktığı ateşten alıyoruz... Peki, ya bu inanç gittikçe daha inanılmaz duruma geliyor, hiçbir şey, bir hata, bir körlük, yalana dönüşmedikçe Tanrısal olmuyorsa — Tanrının kendisi bizim en uzun süren yalanımızsa?