“Ben tutkumun, hırsımın ve trajedimin eseriyim.”
Romanın girişindeki bu cümle, Aziz’in tüm hikâyesinin özeti niteliğinde. Yavuz Ekinci, karakterin içsel çatışmalarını bu güçlü cümleden yola çıkarak derin bir psikolojik atmosferle kuruyor.
Aziz, bireysel hafızanın toplumsal bellekle nasıl iç içe geçtiğini gösteren, kırık zaman akışıyla ilerleyen bir roman. Aziz’in geçmişiyle yüzleşmesi, sadece kişisel bir hesaplaşma değil; yaşadığı coğrafyanın acılarıyla da şekillenen bir kimlik arayışı.
Ekinci’nin dili yalın ama çarpıcı. Mekânlar, duyguların taşıyıcısı gibi; karakterin ruhunu tamamlayan bir atmosfer yaratıyor. Roman kısa ama yoğun; her sayfası bir iz bırakıyor.
Sonuç olarak:
Aziz, tutkunun, hırsın ve trajedinin insanı nasıl yoğurduğunu güçlü bir üslupla anlatan, derinlikli ve etkileyici bir okuma deneyimi.