Güler Yumuşak

Tam olarak mesele bu, her zaman için bu: kendi sınırını görmek
Yirminci Asır Batı felsefesinin (Henri Bergson)da erişir gibi olduğu son merhaleyi, İslâm tasavvufu mutlakiyet ifadesiyle getirmişti: — Bu iş ne akılla olur, ne de akılsız!.. Yani: Aklın son vazifesi, kendi hiçliğini görmek ve sınırını çizmektir.
Sayfa 162 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
— (Ben) nerede?.. Onu daima bir başka unsura bağlı olarak ifade ediyoruz: Benim elim, benim ayağım, benim gözüm, benim yüzüm... Bütün bunların görünmeyen merkezinde (ben)... O nerede? Vücudumuzda her mevcut, o meçhulde toplanıyor. O nerede?.. Onu gösterebilir miyiz?
Sayfa 162 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
— Haddini aşan her şey, zıddına döner.
Sayfa 161 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
— Namazını kıl, namazını kıl!.. — Efendim, namazda üstüme müthiş "havâtır" yükleniyor. — Olsun... Namazını kıl!.. — O kadar kılmak istiyorum ki, eskilerini de kaza etmeği düşünüyorum. Hattâ sormak istiyorum: Acaba geçmiş namazlar ikişer rekât üzerinden kaza edilebilir mi?.. Sualimi, bilgisizlik içinde o kadar saffetli buldular ki, aydınlık ve ılık, gülümsediler: — Hayır! Her namaz kendi miktarınca kaza edilir. Sen namazını kıl! Bir kere de "Sehiv Secdesi"ni sormaya kalktım. Hatadan korkuyordum; sanki hatâ korkusiyle namaz kılamıyordum. — Sen bunları bırak da, dediler; namazını kılmaya bak!
Sayfa 160 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
"Gayeme vardım!" diyebilmiş tek hasret tanıyor muyuz? Gâye gelip geçiyor; hasret yine eski yerinde...
Sayfa 153 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı