Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık.
Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar."
“Gürültü ve patırtının ortasında sükûnetle dolaş.
Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.
Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış.
Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun.
Bağışla ve unut.
İçten ol, telaşsız, kısa, açık ve seçik konuş.
İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen, hayatta tek dayanağın odur.
Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile yorulmazsın.
İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olabilesin.
Yapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme.
Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et.
İlkinin acısı bir an, diğerinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
Bazı idealler o kadar değerlidir ki o yolda mağlup olmak bile zafer sayılır.
Bu dünyada bırakabileceğin en büyük miras ise dürüstlüktür.”
Bu imtihan sistemi çocukların beynini dumura uğratmaktadır.
Gençliklerini yitirmişlerdir maalesef gençlerimiz...
Çocukların kendi istikballeri için kendi sevdikleri bir mesleği seçmeleri gerektiği halde, biz önlerine bin türlü imtihan sistemi koyarak eliyoruz, ‘sen okuyamazsın’ diyoruz her sene 1,5 milyon gencimize..