"Bana 'hadi saldır' dediler; 'yapmayacağım' dedim.
Çömleğimin (başımın) parçalanmasından korkuyorum.
İki başım olsaydı birine feda ederdim.
Ama bir tek baş giderse yeri boş kalır.
Çarşı pazarda başımın bir benzeri satılsaydı, dediğinizi yapardım; saldırmayı önemsemezdim.
Evlatlarımı yetim, kadınlarımı kocasız(mı) bırakacağım.
Bu durumda savaşa koşacağımı nasıl düşünebilirsiniz!"
Bu sosyal problemin kaynağı sadece yoksulların hak tanımazlıkları değil, aynı zamanda dejenere olmuş zenginlerin bencillikleri ve sefalet karşısındaki duyarsızlıkları idi.
Onlar, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere, ellerine geçirebildikleri her şeyi ve herkesin kendilerinin malı olduğunu, savunmacısı olmayan her hak üzerinde sahiplik kurmaya yetkili olduklarını düşünürler. Bu konuda asaletli olanla olmayan arasında fark yoktur.