İslam öncesi Arapları'nın bu harcamalarının temelinde derin merhamet duygusu, hayır yapma iradesi ve Allah'ın hoşnutluğunu kazanma niyeti gibi ahlaki ve dini motifler bulunmuyordu; aksine bunlar kibir, şeref davası, itibar kazanma, insanları kendine minnettar yapma, âlicenaplığla övünme gibi bencilce, ahlak dışı sebeplere dayanıyordu. İşte bu yüzden Kur'an, onların harcamalarınıfazilet saymamış ve anılmaya değer görmemiştir.
Bir adam ziyafet çekmek için bir hayvan keser; bir başkası, meydan okuma olarak algıladığı bu davranışa, develerinden birini kesip etini dağıtarak cevap verirdi. İlk adam buna tepki olarak bir deve daha keser, ikincisi buna karşılık verir; en sonunda devesi biten veya pes eden taraf onursuz bir şekilde yarışmadan çekilir ve sonuçta davete katılanların yiyebileceklerinin çok üstünde et yığını ortada kalıp zayi olurdu.
Araplar çölde bilhassa kış gecelerinde çadırlarının önüne, yardım için sığınmaya ihtiyacı olanların göreceği şekilde ateş yakarlar, buna "nâru'l-kırâ" (ikram ateşi) derlerdi.
Anlatabilsem yüreğime dokundurduğun incilerin ışıltısını. Göğe baktıkça esmalarının güzelliğine tutuk şahitliğimi, kayboluşumu, buluşumu.. Bir lahza Esmanın güzelliklerinden nasiplenme umudunda olan aciz kuluna cömertliğindeki yüceliği, ah bir anlatabilsem.. Dağlar yüksekliğiyle, sular coşkuluğuyla, kuşlar cıvıltılarıyla, insanlar dualarıyla adeta yarışırcasına zikrededurur o ismi cemalindeki kusursuz güzelliği.. Bazen bir yolcunun hüznü, bir yetimin eksikliği, karanlıkta yolunu arayanın, sevinci yarım kalanın, kördüğümün içinde aramaya koyuluruz. Tüm kapılar sana çıkar ve bazen ışığın körü oluruz göremeyiz.. Sen her zaman azametinle ve o yüce merhametinle kabul edersin kullarını.. Eyy Rabb'im.. Seni anlatabilsem seni... Resulünün yolunda, sevginle nasiplenen, şükürle bir ömür ve bu ömürde bizden razı oluşunu ve beraberinde bizim de senden razı oluşumuzu hayatımızın yürüdüğümüz ayakları kıl.. amin, amin, amin...
Feraye