Evrim sürecinde bilinçleştikçe aynı zamanda kibirlendi, diğer canlılardan üstün olduğunu düşünmeye başladı. Ama etrafta açıklayamadığı çok şey vardı. Ateşi tanımadan önce yangının, hava durumu ile ilgilenmeden su taşkınlarının başka bilmedikleri bir varlığın keyfine göre oluştuğuna inandılar, onları memnun ederseler bu facialar olmayacaktı güya ve bu varlığa dua etmeye başladılar.
Etraflarındaki insanların bir gün önce kendileriyle gülüp eğlenirken sorasında taş gibi donuk ve hissiz bir şeye dönüşünü izlediler hemde defalarca "hayır olamaz onu tekrar görmeliyim, gökyüzünde bir yerde olmalı" (Ahiret inancı)
Ayaklarının altındaki yere ve kafalarının üstündeki göğe baktılar neyin üstünde yaşıyoruz biz diye sordular, verilen tüm cevapların birleştiği nokta, dünyanın, sistem ne olursa olsun, bunda önemli bir yeri olduğuydu.(orta çağdaki dünya evrenin merkezinde insanda dünyanın merkezinde görüşü) vs vs
Sonuç olarak insan, bilinmezden(karanlıktan) korktuğu için bu bilinmezi(leri) tanrı kelimesiyle doldurmaya başladı, bu öyle bir kelime ki sonsuz gücü olan bir varlığın adı olduğu için, sonsuz sayıda boşluğu(soruyu) doldurabilecekti. Dolayısıyla bir sürü zihni döneminin (bilim ve teknoloji gelişmediğinden) çoğu cevabından daha fazla rahatlatacaktı
"Allah herşeyi bilir."
İnsanın olduğu yerde kibir var kendini üstün görme var herkes kendini olduğundan daha önemli gördüğü hayaller kuruyor,
küçükken konuşurken bizi dinleyen milyonların olduğu düşlerimiz vardı, birçok insanın hayatına dokunduğumuz. Şaka değil. Herkes çektiği acının en büyüğü yaşadığı mutluluğun en ulusu olduğuna inanıyor, siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz diyor, boşuna demiyor herkes yalnız kendi çektiğini bildiği için kendi yaşanmışlıklarını ederinden pahalıya biçiyor(piyasadan haberi yok ki).
Bu