Önerebileceğim tek açıklama şu: Franz için aşk, kamusal yaşamın bir uzantısı değil, antiteziydi. Kendini eşinin merhametine bırakmayı özlemek demekti. ~Bir savaş tutsağı gibi teslim olan kişi aynı zamanda silahlarını da bırakmak zorundadır. Gelebilecek darbeye karşı daha baştan savunmasız olduğu içinde darbenin ne zaman geleceğini merak edip durmaktan kendini alamaz.~ Franz için aşk sürekli bir darbe bekleyişi idi.
İlk ihanet onarılmazdır. Başka ihanetlerden oluşan zinciri harakete geçirir ve bunlardan her biri bizi ilk ihanetimizden uzaklara daha uzaklara götürür.
Ah, Nastenka, yalnız, tamamen yalnız kalmaktan ve pişman olacak bir şeye bile sahip olmamaktan daha üzücü ne olabilir? Hiçbir şey, tam anlamıyla hiçbir şey; bütün kaybettiklerin hiçbir şeydi, sadece aptalca, yuvarlak bir sıfır, sadece boş bir hayal!"