“Bazı kitaplar bilgi verir, bazılarıysa insanı kendisiyle yüzleştirir. Dilin Afetleri tam olarak ikinci türden bir eser…”
Dilin Afetleri, insanın en çok kullandığı ama en az sorguladığı şeyi; yani “dilini” merkeze alıyor. İmam Gazzâlî, bir cümlenin bazen kalp kırabileceğini, bazen de insanı manevi olarak yükseltebileceğini anlatırken aslında bizi günlük hayatımızla yüzleştiriyor.
Kitabı okurken insan şunu fark ediyor:
Sorun sadece ne söylediğimiz değil, neden söylediğimiz… Çünkü kibir, öfke, gösteriş ya da kıskançlık çoğu zaman ilk olarak dile yansıyor.
Eserin en güçlü yanı ise yargılayıcı olmaktan çok düşündürücü olması. Gazzâlî, okuyucuya sürekli bir iç muhasebe yaptırıyor:
Gereksiz konuşuyor muyum?
İnsanları kırarken fark ediyor muyum?
Sessiz kalmam gereken yerde konuşuyor muyum?
Bugün sosyal medya çağında düşündüğümüzde kitap çok daha çarpıcı hale geliyor. Çünkü artık sözler sadece bir odada değil; saniyeler içinde yüzlerce insana ulaşıyor. Bu yüzden Dilin Afetleri, yüzyıllar önce yazılmış olsa da modern dünyaya şaşırtıcı derecede yakın bir metin gibi hissettiriyor.
Kısacası bu kitap:
Sadece “konuşmayı” değil, insanın kalbini ve niyetini de sorgulatan güçlü bir içsel yolculuk.