Sık sık, cuma namazına gidip cemaatle oturan hükümdarların resimlerine rastlardım. Hükümdar süzülmüş gözlerinin arasından büyük bir küçümsemeyle, Hakk’a ermiş gibi bakarak otururdu. Halkını aldattıgi gibi, Allah’ını da aldatmaya çalıştığını görürdüm.
Geçmişimde, çocukluğumda kayda değer bir şey yoktu; ne aşk ne başka bir şey. çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hâlâ benimdi. Özgürce karar vermek, istersen değiştirmek üzere hala benim…
Cuma namazından bahseder, imamın akılara durgunluk verecek kadar ikna edici, sözü dinlenir biri olduğu üzerine konuşurlardı. Çalmanın günah olduğu besbelli değil miydi; ya da adam öldürmek, bir kadının namusunu kirletmek, adaletsiz davranmak, bir insan oğlunu dövmek suç değil miydi?
Kendimi reddedilmiş hissediyordum ;beni terk eden yalnızca o, koca dünyadaki milyonlarca insandan yalnızca biri değildi; bütün canlıları ve nesneleri ile koca dünyanın kendisiydi.
FİRDEVS, umarsızca en karanlık sona doğru çekilmiş bir kadının öyküsüdür bütün zavallılığına ve umarsızlığına karşın bu kadın, benim gibi yaşamının son anlarına tanık olan herkese, yaşama, sevme ve kendilerini gerçek özgürlük haklarından mahrum bırakan bütün güçlere karşı direnip bu güçleri yenme isteği vermiştir.