Kitap daha ilk sayfalarında’ Nasıl olur? Bu gerçekten yazarın ilk kitabı mı?’ sorularını sordutturdu . Akıcı, duru anlatımı, başarılı betimlemeleri, merak uyandıran kurgusu, karakterlerden kendimize olan yansımalar, nostalji ile içiçe geçmiş günümüz zamanı… Zarifi apartmanı, içindeki sakinleri ile, kalbi atan, birikmiş anıları olan, geçmişin izlerini ruhunuzda hissettiren, yaşanmışlıkları, çatısındaki kargaları ile kanlı canlı bir karakter gibi çıkıyor karşınıza. Gelelim öyküye…
Deniz 39 yaşında bir avukattır. 17 yaşında iken bir resim sergisinde Leyla ile tanışır ve onun kişiliğinden, duruşundan çok etkilenir. 22 yıl sonra tekrar onunla görüşmek ister. Onun evine yani Zarifi apartmanına gider. Denizin Zarifi apartmandakiler ile tanışması, Leyla ile tekrar aynı hikayede buluşması kendi içindeki yolculuğunu başlatır. Leyla Zarife Apartmanı’nın terasında küçük bir dairede sessizce, var ile yok arasında tek başına yaşamaktadır. Beyaz uzun saçları, saçlarındaki kurdeleleri ile sadece yaşını değil adeta tüm yaşanmışlıklarını da hayal ettirir bizi. Deniz Zarifi Apartmanı’na geldiği gün kapısı açık olan bir daireyi ve dışarıdaki polisleri görür. Gördüklerini Leyla’ya anlatır hikayenin kilit kişisi olan peri ya da perihan işte tam da bu sırada maceramız dahil olur. Peri, peri ile perihan arasında sıkışmış bir şekilde yaşayan iki farklı ruhu olan bir karakterdir. Peri’nin sokak çocuklarına karşı duyarlılığı ve yardımseverliliği içinizi ısıttığı gibi sevecen bir bakış atamanızı sağlıyor Peri nin öyküsüne ,Perihan ‘ın hayatı ise içinizde bir burkulma . leyla-peri-denizin içiçe geçmiş olan yaşamları Peri’nin notlarının bulunup okunması ile Öykü‘nün devamını daha da merakla okumanızı sebep oluyor.
Gerçekler…
Denizin suçluluk duygusu ile harmanlanmış vicdan azabı…
İstanbul