Sıcak Külleri Kaldı

·
Okunma
·
Beğeni
·
2915
Gösterim
Adı:
Sıcak Külleri Kaldı
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
542
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725722
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sıcak Külleri Kaldı
Sıcak Külleri Kaldı
Sıcak Külleri Kaldı
Sıcak Külleri Kaldı, 'siyasal roman' tartışmalarının orta yerine düşen ve noktayı koyan bir roman. Polisiye roman sürükleyiciliğinde, belgesel ilginçliğinde, şiir tadında, gerçek bir roman. Dünyanın ve Türkiye'nin son kırk yılının fonunda; İstanbul'dan Moskova'ya, Paris'ten Ankara'ya, Anadolu'dan dünyaya açılan bir coğrafyada; elçilik rezidanslarından işkence odalarına, morglardan eski bahçelere, üzüm bağlarına, üniversitelerden fabrikalara, gecekondulardan konaklara, yalılara uzanan bir ortamda; devletin üst kademelerinden, siyasetçilerden, diplomatlardan, sermaye kesiminden, gizli servislerden, işçilerden, sendikacılardan, örgüt liderlerinden, gazetecilerden, militan gençlerden kahramanlarıyla Oya Baydar, bu çok boyutlu romanında tutkuyu, aşkı, gücü ve güçsüzlüğü, devleti ve iktidarı tartışıyor. Yakın tarihimizin en sıcak yıllarının ekseninde, gerçek olayları, yaşanmış acıları, kayıpları, daha belleklerde tazeyken, izleri silinmemişken, derine inerek, ustalıklı anlatımıyla kurgusuna katıyor, paylaşıyor. Sıcak Külleri Kaldı, kırk yılın yangınlarının, sevgilerde, dostluklarda, aşklarda, tutkularda, inançlarda, devrimlerde tutuşturduğu ateşlerin arta kalan sıcak küllerinin romanı. 'Siyasal', ama 'Roman'.
(Arka Kapak)

Sıcak Külleri Kaldı, Türkiye'nin son kırk yılının siyasal, toplumsal panoraması. Genel ve yüzeysel bir yargı ama okduğunuzda geçmişin karabasanını, kuşakların siyaset serüvenini, suçlamadan ve övmeden, edebiyatın sıcaklığı düşüncenin soğukkanlılığıyla irdeliyor. Kuşağını seviyor, eleştirirken de, hatalarını sergilerken de. Böyle olabilirdi ancak dedirtiyor bize.

Geniş bir coğrafyada (İstanbul, Moskova, Paris, Ankara) değişik katmanlardan insanların, örgüt çatısı, aynı inanç gücü içinde birleşmelerinin bile karşıtlıkları, uyuşmazlıkları barındırabileceğini anlatırken, bu tür romanlardaki güdümlülük tehlikesini de bertaraf ediyor.

Bir kuşağın romanı... Hayır, Türkiye'de yaşayan bütün kuşakların romanı. Belki fatura bir kuşağa, iki kuşağa çıkarıldı ama uzaktan, yakından, belli bir mesafeden hepimiz bunu ödedik. Kimimiz eylemimizle, kimimiz hüznümüzle, kimimiz de kaybettiklerimizle. Ölümlerle.
(Aşkı ve İktidarı Tartışan Roman, Doğan Hızlan, Hürriyet Cumartesi Eki, 03.02.2001)
438 syf.
·8 günde·8/10
Bu çok uzun bir yol, insanlık tarihinin başından beri devine devine günümüze ulaştı ve yürümeye devam ediyor. Nedir bu yürüyen? Devrim elbette! Her çağın devrimi ayrı, cephesi farklı, potansiyeli, sınırları, çıkarları, getirdikleri ve götürdükleri hepsi farklı. Bu yüzden belki de biz onun hep ihtimal halini sevdik.

Oya Baydar sosyalist bir aktivist aynı zamanda sosyolog. 12 Mart muhtırasında Tip ve Türkiye Öğretmen Sendikası (Tös) üyesi olduğu için tutuklanıp cezaevine gönderiliyor. 12 Eylül’den sonra da Almanya da 12 yıllık bir sürgün hayatı yaşıyor. Ülkemize döndükten sonra da ard arda yazmış olduğu romanları yayımlıyor. Okumuş olduğum roman 2001 Orhan Kemal roman armağanına sahip.

—spoiler olabilir, olmayabilir de bilmiyorum —

Siyasetten oldum olası hoşlanmıyorum fakat jeopolitik konumumuz gözönünde bulunduğunda siyasetten bir haber yaşayacak bir ülkede doğmadık maalesef. İster istemez hayatımızın her döneminde bulunduğunuz çevreler olsun, basın, yayın boğazımıza kadar siyasetin içindeyiz. Apolitik olamayacak kadar yoğun bir ülkede yaşıyoruz.

Oya hanım bu kitapta ülkemizin yakın tarihinde yaşanmış siyasi olayları geniş bir konjonktürle ele alıp romanlaştırmış. Bir nevi yakın dönem fotoğrafı çekmiş. 68 kuşağının deyim yerindeyse eski tüfeklerin, Sosyalist, Marksist akımların ülkede oluşturduğu hareketlilik, SSCB’de Sosyalizmin yükselişi ve çöküşü bunun ülkemizdeki etkileri, Kanlı 1 Mayıs kutlaması, Deniz’lerin, Eren’lerin idam edilişi, 12 Mart muhtırası, 12 Eylül cuntası, aydınların, yazarların, gazetecilerin, genellikle devlete, orduya muhalif olan kişilerin tek tek faili meçhul dosyalarına isimlerinin geçtiği kanlı cinayetler, Susurluk katliamı, devletin içindeki iç yapılanma, gladio, Bosna’da yaşanan Srebrenitsa katliamı Diyarbakır cezaevinde yaşanan işkenceler, faili meçhule karışan bir dolu vatandaşın ve buna benzer yakın tarihte yaşanmış bir çok olayın işlendiği çok katmanlı bir roman.

Kim istemezki bütün insanların eşit şartlarda yaşadığı bir dünyayı demek isterdim ama diyemiyorum çünkü çoğunluk bunu istemediği için dünya ağzında altın kaşıkla doğanlar ve annesinin cesedine sarılan çocuklar olarak ikiye ayrılıyor, bide bizim gibi seyredip hiç bir şey yapmayan, yapamayan sistemin dişlisi olarak sabah 8 akşam 5 mesai tamamlayanların çevresinde olup bitiyor her şey.

Bütün işçilerin birleşme ihtimali bir ütopya belki çok güzel ama çok güç bir ütopya. Sosyalizmin kurulduğu ülkede çökmesinin sebebi de pratiğinin teorisi kadar kolay olmamasından kaynaklanıyor sanırım. Halkın gerekli altyapıya ayak uydurması, eğitilmesi çabucak olacak şeyler değil, vakti zamanında içinde belki biraz romantizm bulunan güzel bir ütopyaymış. Ne yazıkki bu uğurda çok çok kan dökülmüş. Devrim dediğimiz maalesef kan istiyor hemde çok çok kan.

Kitabı çok beğendim, Oya Baydar okumaya devam edeceğim. Okunması çok kolay çok yalın bir Türkçe ile yazıyor, yakın dönem siyasetine uygun bir roman okumak isterseniz mutlaka listenize ekleyin derim.

Çok sevdiğim bir şarkı ile yazımı sonlandırmak istiyorum.


https://youtu.be/ERoTrK8PIEk

Güzel günler göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz..
542 syf.
·6 günde·9/10
Ülkü: "80 sonrasında yurtdışına kaçmış, Avrupa'da, Doğu Almanya'da, Sovyetler'de dolaşmış, Avrupa'da 12 Eylül rejimi aleyhine yürütülen sol propagandada aktif olarak çalışmış; Türkiye'ye 1991'deki Özal affından veya düzenlemesinden bir yıl sonra ve... ve bir hücre evinde polisle çatışmada öldürülen oğlunun cesedini teslim almak için gelmiş bir kadın." Syf. 60

Murat Arın: aristokrat ve tüccar bir aileden gelen, kendini siyasi olaylardan soyutlayan, özellikle annesinin çizdiği hedeften sapmayan, amaç odaklı, hırslı, duyarsız, Ülkü'nün takıntılı aşkı.

Ömer Ulaş: öğretim görevlisi kökenli olup, sosyalizmi çevresine göre daha iyi kavramış olarak lanse edilen, partinin ve kominternin görüşleri doğrultusunda hareket eden, kendisini davasına adamış sosyalist, Ülkü'nün eşi.

Mehmet İliç, işçi kökenli, özellikle sendikal faaliyetlerde yer alan sosyalist, Ülkü'nün arkadaşı, eski tüfek.

Cem, Murat Arın'ın dostu, burjuva aile kökeninden gelen, bir dönem sola gönül vermiş, daha sonra ise aile işini devralan, düzene uyan ancak huzursuzluğu bitmeyen iş adamı.

Kitapta ağırlıklı olarak yer alan karakterler bunlardan oluşuyor.

Kitapta Ülkü'nün hayatı çerçevesinde özellikle 1971 darbesinin öncesi ve sonrası ile 1997 yılları arasındaki zaman dilimindeki aydınlar, sosyalistler ve işçilerin durumu, yaşadıkları anlatılıyor.

Kitapta sıkça geçmişe dönüşler mevcut. Olaylar 25-30 yıllık zaman dilimi arasında geçmekle beraber kitapta ağırlığı sosyalizme gönül vermiş insanların yaşadıkları, geçirdikleri fikirsel dönüşüm, olaylara bakış açıları oluşturuyor. Bu açıdan kitap sosyalist bir aydının ve çevresindeki insanların geçmişiyle iç hesaplaşmasının dökümü diyebilirim. Ancak salt sol görüşü yansıtmayıp Murat Arın karakteri üzerinden olaylara devletçi ya da duyarsız diyebileceğimiz bir bakış açısıyla nasıl bakıldığına da yer verilmiş.

Eski tüfeklerin neler hissettiğini anlamak, o günlerdeki olaylara bakışları ve sonrasında yaşayıp hissettikleri, düşünceleri ile ilgili fikir edinmek açısından gayet başarılı bir kitap.

Son olarak Oya Baydar'ın diline, anlatım biçimine hayran olmamı sağlayacak cümleleri yok ancak okuma zevkime gem vuracak ağdalı bir anlatımı ise hiç yok. Sade, duru anlatımını ve özellikle de tespitlerini, tahlillerini seviyorum. Bu kitapta da bunlar bolca mevcut.

Keyifli okumalar dilerim.
542 syf.
·10/10
Ülkü, Murat ve Ömer arasında geçen siyasi olaylarla bezeli bir aşk hikayesi konu edinilmiş. Solcu kızımız Ülkü Muratla yaşadığı zorunlu ayrılık sonrasi Ömerle evleniyor. Tüm bunlarin yaninda ihtilaller, çatışmalar, iskenceler sosyalist rejim, derin devlet iliskileri yani o devirdeki cogu insanin yasadigi olaylarin anlatildigi bir dönem romani.
542 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Oya BAYDAR'ın okuduğum ilk kitabı olan Sıcak Külleri Kaldı; ülkemizin 40 yıllık siyasi konjonktürünü, askeri darbeleri, özellikle 80 öncesi siyasi çalkantıları aktaran, bütün bunları da umutsuz bir aşk hikayesiyle taçlandıran ilginç bir kitap.Her ne kadar kitapta Atatürkçülüğün resmi ideoloji olarak lanse edilmesi (sanki tam bağımsızlık ilkesi Marx'ın kuramı) gibi kesinlikle katılmadığım siyasi yorumlara yer verilmiş olsa da genel olarak siyasi analizler, cesurca, objektif ve yalın bir dille aktarılmıştır. Özellikle Ülkü ve Arın Murat'ın sonu olmayan aşk girdabında yaşadıkları, edebi bir zengin dilde usta yazar tarafından çok güzel ve akıcı bir şekilde aktarılmış, bu da yazarın 40 yıllık dönemi anlatan siyasi analizine renk katmıştır. Özetle okunması gereken güzel bir kitap olarak önerebilirim...
442 syf.
·9 günde·1/10
Alıntı :
Mehmet İliç'in 2 oğlu vardır
(Buyuk oğlu Deniz'in PKK'ya katılıp dağa cikacagini soylemesi üzerine)
"Hayır; hiç de eşek değil bu çocuk. Yanlış yola sapsa da, o yol yine bizim köyün yolu. Önemli olan nereye doğru gitmek istediği, amacının ne olduğu. Bu oğlan, bizim kuşağın hamurundan.” Keyifleniyor, hasta yüreği sevgiyle doluyor.

(Küçük oğlu Barış'ın askere gidip PKK'ya karşı savaşmak istediğini duyuyor)
Küçük oğlu aklına gelince içi yine kararıyor. “Faşistlere katılacak olursa vururum onu. Kimse Mehmet İliç’in oğlu Ülkücü olmuş, faşist olmuş diyemeyecek. Komünizm yenilgiye uğrayınca itler de ehlileşti deniyor; yalan. Eskiden fabrikalarda, işçi semtlerinde ulurlardı, şimdi başka yerlerde ulumaya başladılar. Semt değiştirdiler, o kadar.”
542 syf.
·23 günde·Beğendi·10/10
Fonda Türkiye’nin son 40 yıllık yakın tarihi ve varolma mücadelesinin anlatıldığı film tadında unutulmaz bir kitap. Mutlaka ve sindire sindire okunmalı.
542 syf.
·Beğendi·10/10
2001 yılı Orhan Kemal roman Armağanını almış.70 -80 li uıkları anlatan güzel bir kitap belkide bugünlerin temelinin o günlerden geldiğini ..Çok değişik duygularla okuduğum ..
542 syf.
·Beğendi·8/10
Daha dün bitirdim ...
Bir arkadaşımın tavsiyesiyle onun kitaplığından okumuştum.iyi ki de okumuşum.
Eser ülkenin 40 yıllık sürecini anlatıyorken bir yandan bir ask üçgeni üzerinde psikolojik sorgulamalar yapıyor.
Önerimdir.
542 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
70li yıllardan günümüze Türkiye'nin siyasal geçmişini başarılı bir kurguyla anlatmış, dönem hikayelerini, o insanların sonralarını merak edenlerin severek okuyacağı bir roman.
542 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir zamanlar Türkiye gündemine damgasını vuran olaylar ağının tam da ortasında değişik siyasi görüş ve farklı toplumsal statüleri olan kahramanlarımızın başına gelenleri okurken kurgu mu? Gerçek mi? Diye düşünmeden edemiyor insan. Ah be Oya Ablacığım yine parça pinçik ettin beni. Bu kadar gerçek, bu kadar yaşanmış yazabilen nadir kalemler densin, büyüksün.
Sadece bu dünyanın değişmesini istiyorum. Zulüm, açlık, savaş olmasın; kimse kimseyi ezmesin, sömürmesin; senin, benim hakkımız olan şeylere herkesin de hakkı olsun istiyorum.
-Bende biliyorum anne. Çocuklar aç kalmasın, bütün çocukların oyuncakları olsun, babaları öldürülmesin, hapse girmesin istiyorsunuz.
Ölüm gibi, acı da paylaşılmıyor. Nasıl herkes kendi ölümüyle ölürse, herkes kendi acısını kendi başına, yapayalnız taşıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sıcak Külleri Kaldı
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
542
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725722
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sıcak Külleri Kaldı
Sıcak Külleri Kaldı
Sıcak Külleri Kaldı
Sıcak Külleri Kaldı, 'siyasal roman' tartışmalarının orta yerine düşen ve noktayı koyan bir roman. Polisiye roman sürükleyiciliğinde, belgesel ilginçliğinde, şiir tadında, gerçek bir roman. Dünyanın ve Türkiye'nin son kırk yılının fonunda; İstanbul'dan Moskova'ya, Paris'ten Ankara'ya, Anadolu'dan dünyaya açılan bir coğrafyada; elçilik rezidanslarından işkence odalarına, morglardan eski bahçelere, üzüm bağlarına, üniversitelerden fabrikalara, gecekondulardan konaklara, yalılara uzanan bir ortamda; devletin üst kademelerinden, siyasetçilerden, diplomatlardan, sermaye kesiminden, gizli servislerden, işçilerden, sendikacılardan, örgüt liderlerinden, gazetecilerden, militan gençlerden kahramanlarıyla Oya Baydar, bu çok boyutlu romanında tutkuyu, aşkı, gücü ve güçsüzlüğü, devleti ve iktidarı tartışıyor. Yakın tarihimizin en sıcak yıllarının ekseninde, gerçek olayları, yaşanmış acıları, kayıpları, daha belleklerde tazeyken, izleri silinmemişken, derine inerek, ustalıklı anlatımıyla kurgusuna katıyor, paylaşıyor. Sıcak Külleri Kaldı, kırk yılın yangınlarının, sevgilerde, dostluklarda, aşklarda, tutkularda, inançlarda, devrimlerde tutuşturduğu ateşlerin arta kalan sıcak küllerinin romanı. 'Siyasal', ama 'Roman'.
(Arka Kapak)

Sıcak Külleri Kaldı, Türkiye'nin son kırk yılının siyasal, toplumsal panoraması. Genel ve yüzeysel bir yargı ama okduğunuzda geçmişin karabasanını, kuşakların siyaset serüvenini, suçlamadan ve övmeden, edebiyatın sıcaklığı düşüncenin soğukkanlılığıyla irdeliyor. Kuşağını seviyor, eleştirirken de, hatalarını sergilerken de. Böyle olabilirdi ancak dedirtiyor bize.

Geniş bir coğrafyada (İstanbul, Moskova, Paris, Ankara) değişik katmanlardan insanların, örgüt çatısı, aynı inanç gücü içinde birleşmelerinin bile karşıtlıkları, uyuşmazlıkları barındırabileceğini anlatırken, bu tür romanlardaki güdümlülük tehlikesini de bertaraf ediyor.

Bir kuşağın romanı... Hayır, Türkiye'de yaşayan bütün kuşakların romanı. Belki fatura bir kuşağa, iki kuşağa çıkarıldı ama uzaktan, yakından, belli bir mesafeden hepimiz bunu ödedik. Kimimiz eylemimizle, kimimiz hüznümüzle, kimimiz de kaybettiklerimizle. Ölümlerle.
(Aşkı ve İktidarı Tartışan Roman, Doğan Hızlan, Hürriyet Cumartesi Eki, 03.02.2001)

Kitabı okuyanlar 281 okur

  • Özlem Ataünal
  • İlknur Akcan
  • İlayda ezgi yağışan
  • Zeynep K.
  • Merve durmaz
  • A.Y
  • Havvaa
  • Sibel Biricik
  • Duygu Çavdar
  • Cavitas

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.2
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%3.4
25-34 Yaş
%24.1
35-44 Yaş
%34.5
45-54 Yaş
%31
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.1
Erkek
%20.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.3 (25)
9
%21.1 (20)
8
%20 (19)
7
%8.4 (8)
6
%3.2 (3)
5
%1.1 (1)
4
%0
3
%1.1 (1)
2
%0
1
%0