Her canlı en ilkel olanı bile, iyiyi arzuluyordu ona göre. Bitki yüzünü güneşe çeviriyordu. Karınca yiyeceğe, beyinsiz solucan toprağa gidiyordu. Yaşam tüm canlılar için kolaydı, insanlar hariç Alice gibi, yalnızca kendilerini perişan edecek şeyleri aramak gibi bir meziyeti olan insanları hariç.
Elbette onun dışında kimse böyle yaşamıyordu en ufak ayrıntıların devasa sonuçlar doğurduğunu varsayarak bunların yükünü sırtında taşımıyordu. Elbette kimse kaygıya bu denli saplannı kalmıyordu. Başkaları sendeliyor, afallıyor ve silkelenip kaldığı yerden devam edebiliyordu.Alice onların bu kayıtsızlıklarını o kadar imreniyordu ki. 
Küçük gururlar, doyumsuz arzular bunlar benmerkezci şeylerdi ve verdikleri zarar da kişinin kendi içine yönelirdi. Oysa açgözlülükten  entrikalar doğardı, başkalarına yönelik kötülükler FİLİZLENİRdi. Burada istediğini elde etmenin yolu, başkalarının onu elde etmesini engellemekten geçiyordu.
Artık bilgelerin dünyasında yaşamıyorlardı, derinlemesine sorgulamaya ilgi yoktu bu çağın insanları yalnızca magazin, dedikodu ve eğlence istiyordu. Medeniyet çöküyor, kıyamet yaklaşıyordu. İnsanlar atalarının Yücelliğini unutmuş, önemsiz küçük tartışmalara saplanmışlardı, bu kısır döngüden kurtulamıyorlardı çünkü artık kimse nasıl düşüneceğini bilmiyordu
İnsanların sağlıklı bir şekilde yaşayabilmek için unutmaya ihtiyaç duyduğunu o güne kadar hiç fark etmemişti. Artık herhangi bir gün 2 milyon tane utanç verici anı zihninden silemiyordu