"Nil, aç şu kapıyı! Bak delirtme beni kızım, hiç acımam kırarım!"
Kırar mıydı sahi? Gerçi işi buydu onun. Kalp kıran. Kalbimi kırdığın gibi mi kırarsın kapıyı da? Düşünmeden, ne yaptığının farkında bile olmadan, hiç bilmeden... Hiç bilmeden bile, böylesine keskin kırıklar bırakabiliyordun göğüs kafesimin içinde, işte senin değerin de bu yüzden böyleydi bende.
“Sence Sezen Aksu kime diyor aykırı çiçek diye?”
“Kalana besbelli.”
“O zaman gitmek icap eder.”
“Herkes gitmiş diye gidilir mi?”
“Herkese inat kalınır mı?”
***
Tıp fakültesi dördüncü sınıf öğrencisi Karaca, öğrenim gördüğü hastaneye gelen çağrı ile yıllar önce evi terk etmiş abisinin boks müsabakasına gittiğinde pek de rayında olmayan hayatının tamamen rayından çıkacağından bihaberdi. Seçimler yapıldı. Kararlar verildi. Gece sona erdi. Boğucu sabahlar başladı... Ardından ona bir seçim şansı verildi: Ya ölenin gittiğini kabullenecek ve yasını sessizce, hayatına kaldığı yerden devam ederek tutacaktı ya da düşmanla işbirliği yapacak ve gerçekleri tırnaklarıyla kazıyacaktı geçmişin tozlu duvarlarından.
Bir şüphenin peşinden...
Kurşun kurda atıldı ama karacayı deldi.
***
Wattpad üzerinden zaten okumuştum. Kitabını görünce tekrar okumak istedim.
Şüphesiz yazarın en sevdiğim kitabı.
*
Sadece kitaba yönelik yorumumu yapacak olursam su gibi akıyor ne ara buraya geldiğimi anlamadım ve karakterlerin yaşadığı dünya olsun kişisel özellikleri olsun beni kendilerine bayağı bir bağladılar.Hayatlarımız çalıntı olabiliyor bazen.Karakterlerin bu konuda bir kabahati yok ve umarım yazarda her şeyi yoluna sokar o konuda.Ama kitap çok güzel bence.Her türlü bir yetenek söz konusu,umarım harcanmaz.