Günay Qasımzadə

Birey
Varoluşçuluk, insan olarak var olmanın ne anlama geldiği sorusunu ele alır. Varoluşçuların kanısına göre, insanlar bu evrene fırlatılıp atılmışlardır; dolayısıyla da bilinç değil, bu dünyada var olmak nihai gerçekliktir. Bir kişi, bağımsız olarak düşünüp edimde bulunma yeteneğine sahip bir bireydir ve somut, gerçek yaşamıyla tanımlanmalıdır. Değerler ve amaç ancak bireyin kendi bilinci yoluyla belirlenir.
Felsefe-Düşünce
Reklam
"Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez': Sokrates'in kanısına göre, bir kişinin bilge olması için kendisini anlayabilmesi gerekir.
VIVRE SA VIE – hayatını yaşamak
- Neden insanlar sürekli konuşmak zorunda? Belki de bu kadar çok konuşmamalı, hayatı sessizce yaşamalıyız. Ne kadar çok konuşursak, kelimeler de anlamlarını o kadar yitiriyor. - Belki. Ama bu mümkün mü? - Bilmiyorum. -Bence konuşmadan yaşayamazdık. - Ben konuşmadan yaşamak isterdim. - Evet, güzel olurdu, değil mi? İnsanların birbirlerini daha çok sevmeleri gibi. - Ama maalesef mümkün değil. - Ama neden? Sözcükler sadece insanların düşüncelerini ifade etmeli. Bize ihanet etmemeli. - Doğru ama biz de onlara ihanet ediyoruz. İnsan kendini ifade etmeliydi. Ve o bunu, yazarak yaptı. Düşün, Platon gibi biri hâlâ anlaşılıyor, anlaşılabiliyor.O, Eski Yunan’da yaşamıştı, 2500 yıl önce. Şu an kimse o dili bilmiyor, en azından tam olarak. Buna rağmen, hâlâ bizlere ulaşıyor. İşte bu yüzden kendimizi ifade ediyoruz. Ve etmek zorundayız. -Neden? Birbirimizi anlamak için mi? -Düşünmek zorundayız ve düşünmek için de sözcüklere ihtiyacımız var. Çünkü düşünmenin başka bir yolu yok. İletişim kurabilmek için konuşmalıyız; hayatın gereklerinden biri de bu.
Hayatını Yaşamak, 1962
Birdenbire söyleyeceklerimi unuttum; bu bana çok sık olur. Ne söylemek istediğimi bilirim. Neden söylemek istediğimi bilirim. Ama konuşma zamanı geldiğinde, konuşamam.
Bazen bir söz yoktur. O gün ne olduğunu özetleyecek zekice bir alıntı yoktur. Bazen gün, sadece başlar. Tezer Özlü