Düşünen beynin duygu merkezlerinden gelişmiş olması ikisi arasındaki ilişkiyi aydınlatmaktadir: Duygusal beyin akılcı beyinden çok daha önce var olmuştur.
Birisinin yaşaran gözlerinden söylediği sözlere karşı üzüntülü olduğunu anlamak tıpkı basılı bir sayfadaki sözcüklerden anlam süzmek gibi, bir kavrama edimidir.Birisi duygusal zihinden, diğeri ise akılcı zihinden kaynaklanır.Aslinda biz iki zihne sahibiz; birisi düşünüyor diğeri ise hissediyor.
Bu ruh yalnızlığı içinde bütün geçmişimi gözden geçiriyor, her şeyi en ufak ayrıntısına kadar hatırlıyordum. Geçmişim üzerine düşünürken kendimi amansız bir titizlikle suçluyor, hatta bu yüzden bazen bana bu yalnızlığı bağışlayan alınyazıma şükrediyordum. Çünkü bu olmasaydı, ne böyle kendimi yargılayabilir, ne de geçmişimi bunca titizlikle inceleyebilirdim.
Bir sınıf insan vardır ki, çoğu zaman gayet zeki oldukları halde, arada bir alabildiğine soyut düşüncelere körü körüne bağlanırlar. B. de bu yüzden hayatta o kadar acı çekmiş, bu düşünceler kendisine o kadar pahalıya mal olmuştu ki, şimdi birdenbire vazgeçivermek onun için pek güç hatta imkansızdı.
Psikoterapi gören kişi için iyilik kapasitesiyle birlikte kötülük potansiyelinin de arttığını kabul etmek özellikle zordur.Hastalar güçsüzlüklerini kabullenmeye cok alışmışlardır.Gücün herhangi bir şekilde doğrudan farkında olmaları sağladıkları uyumun dengesini kaybettirir ve eğer kendi kötülüklerini kabul edecek olurlarsa ne yapacaklarını bilemezler.