Boş evrenin karşısında, ilk kez o öğle sonrasının elimizden yitip gittiğini apaçık hatırlıyorum. Zaman benim harcadığım anları varlıktan söküp alıyordu. Herşey vardır; hiçbir şey yoktur: Her iki söylem de eşit bir açıklık sağlar. Mutsuzluğu için endişe eden; iki söylem arasında korkak ve şaşkın, küçük bir ayrıntının merhametine muhtaç, varlığın güvenliğine ya da varlıktan yoksunluğun güvenliğine sahip olamadan öylece kalakalır.
Bu sene okuduğum kitaplar içinden etkilendiğim,sonunu tahmin etsem de son ana kadar “acaba mı?” dediğim,üçlemenin tek kitapta bulunmasıyla bir solukta bitirdiğim muhteşem bir kitaptı.Tasvirlerini oldukça başarılı buldum özellikle “Anneanne” karakterini oldukça keskin çizgilerle çizmiş. Anne-Baba-Savaş-Esir-Sınırın Ötesi-İşkence Alıştırmaları(!)-Yangın-Ayrılış temalarıyla gözyaşlarımın akış yönüne müdahale ettiğim “Büyük Defter” e veda ettim. “Kanıt” bence üçlemenin kurgusunu inşaa etmekle kalmıyor resmen büyülüyor. “ Üçüncü Yalan” üçlemenin nirvanası desem … LUCAS-CLAUS gizemini çözmenizi bekliyor :))
…sözün kısası ezenler ile ezilenler sürekli karşı karşıya gelmişler,her seferinde ya toplumun tümden devrimci bir dönüşüme uğramasıyla ya da çatışan sınıfların ortak yıkımıyla sonuçlanan,kimi zaman gizliden gizliye,kimi zaman açıktan açığa , ama DUR DURAK bir SAVAŞIM içinde olmuşlardır.(!)