Ölülerle konuşmanın dirilere bir faydası yok. Onlar kendilerini arayan sözcükleri sahiplenmeye yanaşmıyorlar. Ne söyleyecekse yaşayanlara söylemeli insan. Vakit varken soylemeli..
“Sevgili kardeşlerim, bu gece kutsal olmayan günahı kutlamak
için Tanrı’nın huzurunda toplanmış bulunuyoruz. O bize soğuk ve pislik, açlık ve yalnızlık, hastalık
ve kaşıntı, bit ve kene bahşetti. Yiyeceğimiz, otel kapılarında verilen nemli ekmek kabukları ve
yağlı et artıklan. Zevkimiz, pis kokulu bodrumlarda yediğimiz demli çay ve talaş gibi kekler, bar
artıkları ve sıradan bira köpüğü, dişsiz kocakarıların kucaklamaları. Kaderimiz dilenci mezarlığı,
ortak tabutlarda yirmi beşer yirmi beşer yatmak, yeraltı yatakhanesi. Her zaman ve her yerde
O’na lanet etmek ve küfretmek görevimiz ve hakkımız.