Boşluk sanki ancak kımıltısızken kabul edilen bir şeymiş, sanki unutulması ve anılmaması gerekenmiş ve kıpırdayıp durduğunda başka bir şeye dönüşüyormuş. Ne varlığın taklidini yapan ne yokluğun dinginliğini sayan…
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ama konu çabuk değişiyor çünkü ölüm karşısında keder duyulmadığında ne yapılacağı bilinmiyor.
Mutfağın soğuk zemininde oturup geç ölümlerin trajedisinin burada, aslında bir trajedilerinin olmamasında yattığını düşünürken helvacıyım, uzatılan plastik tabaklara bacaklarımın arasındaki devasa alüminyum tencereden hörüklediğim birer kaşık un helvasını koyuyorum.
Üzerinde duş başlığı ve gideri olan metal bir lavaboydu artık teneşir, ürkütücü ya da dini boyutundan böylece azade, çağ içindeki hemen her şey gibi seküler ve pratik, soğukluğu baki.
Onu hatırlıyordum; hiçbir şeyi değiştiremediği için sıkışıp zaman zaman parlayan nefretini, kendisine verdiği ömür boyu mahkumiyeti ve bitmeyen sızlanmalarını.