Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Bir “ biz ve onlar” psikolojisi yaratılmıştır, “ onlara” karşı olunduğunu kanıtlamak, “bizden” olduğunu göstermek için yaşlı komşusunu bile boğazlayacak hale gelmiştir.
Ama uzun bir süreden sonra, yorgun bilincimi geçmiş yılların ardına bırakınca o acının kaynağını buldum; kırlangıç acısıydı o,onun içindi , ölümünün acısı… Arkadaşları gitmiş, o kalmıştı. Acı, bunun acısıydı.
Durmadan bizi hep çağırsan ney gibi
Yarsız , meysiz ve sazsız gelmem dedim ben
Her ne istersen bizden bizzat can dahil
Ey canan, ferman eyle duruyorum şurada ben
Yüz şiş sapladı gönle aşkımızdan “Mela”
Bu yüzden ney misali figan etmedeyim ben
Ve kelimeler, insanların buluştuğu mekanlara dönüştüler. Öyle mekanlar ki orada BEN ve SEN ile SEN ve BEN,BİZ ve BİZ olur. O mekanlarda özgürlük esas güçtür ve alışveriş, ilişki kurma, birbirini anlama hayatın temelidir. Aynı zamanda en önemli şey bu mekanın bizi, yani insanı eşit bir dünyada buluşturmasıdır. O dünyada kelimeler ve iş, söz ve eylem birbirini tamamlar, eşitlenir. Her şey üzerinde inşa edilir.