Kendimi onun yerine koydum ben de
Düşünceliyken insan yalnızlığı sevdiğinden
Ben bile yorgun benliğime fazla geldiğimden
Onunkine değil, kendi gönlüme uydum, Benden kaçandan kaçtım seve seve.
Çocuk: "Anam," dedi, "anam, yarın sabah gün ışımadan uyandır beni."
"Gene uyanmazsan?"
"Uyanmazsam iğne sok etime. Saçlarımı çek. Döv beni."
Soluk yüzlü, ince kadının kara gözleri sevinçli bir ışıltı içinde kaldı.
"Ya gene uyanmazsan?"
"Öldür beni."
Kadın var gücüyle çocuğu kucağına alıp, bağrına bastı.
"Cannn!" dedi.
Her yıl, bahar çiçeğe durduğunda, dünya nennilendiğinde, Ağrıdağının çobanları dört yandan gelirler, kepeneklerini gölün bakır toprağına atıp üstüne otururlar. Bin yıllık sevda toprağının üstüne otururlar. Tanyerleri ışırken kavallarını bellerinden çekip Ağrıdağının öfkesini, sevdasını çalarlar. Ve gün kavuşurken bir ak kuş gelir...
Gülbahar üstüne gittikçe Ahmet ondan uzaklaşıyordu. Gülbahar durdukça duruyor, yürüdükçe uzaklaşıyordu. Böyle böyle Küp gölüne geldiler. Gülbahar Ahmedi Küp gölünde yitirdi. Yüzünü elleri arasına aldı. Küp gölünün bakır toprağına oturdu. Gözlerini som mavi suya dikti.