İstanbul ülkesi soluk soluğa gecenin geç saatlerine hazırlanıyor;gündüz insanları akşam vakti televizyon karşısında mahmurlaşıp, içtikleri çaylarla sersemleyin, saatlerceçalışmanın verdiği yorgunlukla yatağa girerken, gece insanları, ne getireceği belirsiz ama pek tekin olmayan olaylara da hazırlıklı olmaları gereken bir geceye çıktılar. Meydanlarda, gece boyunca ucu bucağı belli olmayan sarı-kırmızı bir yılan gibi uzanan trafikte, köprülerin, caddelerin, ışıkları altında görünen bazı evlerde, Belgrad Ormanlarında, Theodosius surlarının dibinde , cami, kilise, sinagog avlularının kuytularında, parklarda, sessizlik çökmüş üniversite bahçelerinde, Beyoğlu’nun Arnavut kaldırımlı dar sokaklarına dizilmiş eski evlerde;kumar, fuhuş, cinayet, soygun erbapları mesleklerini uygulayacak, uzun topuklarıyla boyları iki metreye yaklaşan travestiler çakma çantalarını sallaya sallaya dolaşacaklar, polis arka arkaya yağan ihbarların hangi birine koşacağını şaşıracağı bir geceye başlayacak