... tıpkı birinin asılması gibi bir şeydi. Bu kişi gerçekten asılırsa ölür ve her şey sona ererdi. Fakat asılma sürecinin tüm aşamaları gözünün önünde cerayan eder ve ilmiği gözünün önünde sallanırken affedildiğini öğrenirse, ömrü boyunca bunun acısını çeker.
Adam kitabın başında sevgilisinden ayrılıyor kitap bu şekilde başlıyor, Sonra adam adını bile koyamadığı hayallerindeki o kadını arıyordu. Kafasında bir kadın profili ciziyor. Şöyledir böyledir hatta kitabın başlarinda bir yerde 'ama kadının yüzünü göremiyorum..' diyordu. Sonra arkadaşının düğünde o kadınla tanışınca kafasindaki kadını Muzeyyene tasvir ediyor. Alışılmışın dışında bir kadın oluşturuyordu ve tanıştığı kadın bunlara uyuyordu. Sizce gerçekten Müzeyyen var mıydı? Yoksa sadece kafasında mi kurmuştu? Adını bile kendi koyuyordu.
Sonra bu kadına her şeyini adamaya hazırken ufaktan kıskanınca pat Müzeyyen onu terkediyordu. Adam mahvoluyor, olgunlasmasigi için bir türlü asamiyordu olayı, neden arıyordu sürekli. Burak Tanrıverdi ne demişti hatırlayalım 'adam sonunda olgunlasiyor' demisti. Kitabın başındaki kadın ona surekli bir şeyler yapmasi gerektiğini belirtiyordu ama Müzeyyen tam tersiydi. Bastaki sevgili toplum içindeki kadının rollerini ustleniyordu ama Müzeyyen bunu yapmıyordu zaten bu yüzden Arif'i cekiyordu. Merak uyandırıyordu .
Müzeyyen hayatından tam çıkınca da Arif birden Muzeyyeni goruyor ve yine peşinden gidiyordu kitabın başındaki gibi, bu sefer bahçede yürüyor, onunla yüzleşmeye hazır olduğunda da hayali bir yüzleşme yaşıyor, artık olgunlasmis bir şekilde ama bu sefer eski hataları yapmayacak ve gerçek hayatına devam edecek. Neden hayali dedim çünkü şu an hayatındaki kadin, bir zamanlar yazarlarla oturduğu yemek masasinda bir şey demişti 'hatta kadın kitabın sonunda sahilde oturuyor ve karşılaşıyorlar..' Kadın bu şekilde anlattı ve adam o şekilde kadını yazdı , yaşadı ve olgunlasarak bitirdi. Sahilde karşılaşarak.. Yani Müzeyyen bence hayaliydi :) Bu benim yorumum. Bu yüzden psikolojik geldi.
Evet olay örgüsünü anlaşılıyor ama arada
Ben bilinmeyen adayı bulmak istiyorum, o adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum, Bilmiyor musun ki, Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin.