“ Size hepsini anlatayım mı ? Hepsi dediğime bakmayın...Pek uzun değil. Yalnız muhakkak söylemek istiyorum. Hem şimdi... Başka zamana bırakırsam bu cesareti bulamayacağımdan korkuyorum. Niçin bu tereddüdü uzatayım? Siz açık bir insana benziyorsunuz. Benimle oynamayacağınızdan eminim. İçimde beni şu anda anlayacağınıza dair bir his var. Sözlerim ne kadar çocukça ne kadar alalede olursa olsun, alalede şeyler kastetmediğimi sezeceksiniz...”
İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali
“İçinde şeytan dediğin o şeyin en kıymetli tarafın olmadığını nereden biliyorsun ? Sizin gibi beş hissinden başka duygu vasıtası olmayanlar bu daimi korkudan kurtulamazlar.Asıl sebep ve illetlere (nedenlere) varabilseniz göreceksiniz ki en zayıf tarafımız dışımızdadır. Gözümüzü kör eden yedi renktir, kulağımızı sağır eden sesler, ağzımızı paslandıran yediklerimiz, kalbimizi önce coşturup sonra durduran sonsuz koşmalarımızdır. Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.”
Kral, ölmüş de olsa, kendi koğuşuna gömülmüş de olsa, daha kötüsü, sadece üç karış derine gömülmüş de olsa hala hatırlanıyordu, en azından çevreye yaydığı leş kokuyla varlığını fazlasıyla duyuruyordu.